حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، كِلاَهُمَا عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، بِإِسْنَادِهِمْ مِثْلَ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ يَذْكُرُ فِيهِ " إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ " .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Küreyb ile İbn Ebî Ömer rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Vekî' rivâyet etti. H. Bize Muhammed b. Beşşâr da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrahmân b. Mehdi rivâyet etti. Her iki râvi Süfyân'dan, o da İbn Ebî Necîh'den isnâdlariyle İbn Uyeyne hadisinin mislini «malûm bir müddete kadar» kaydını zikrederek rivâyet etmişlerdir. Bu hadîsi Buhârî «Selem» bahsinde; Ebû Dâvûd ile Tirmizî «Buyû'»da; Nesâî «Büyü'» ve «Şurût»da; İbn Mâce «Ticârât»da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Selem ve selef bâzılarına göre takdîm ve teslîm mânâsına gelen iki müteradif kelimedir. Hattâ: «Selef Iraklılar'in, selem ise Hicazlılar'ın lügatidir.» diyenler olmuştur. Şerîatte selem: Zimmette vasıflı olan bir malı peşin verilen bedelle satmaktır. Buna selem denilmesi, resi mâlin o mecliste teslim edilmesindendir. Re's-i mâlin Önce verilmesine bakarak selef de denilmiştir; şu halde selef selemden daha umumî mânâ ifade eder. Slem şeriatta bilittifak caiz olan satışlardandır. Ona yalnız Saîd b. El-Müseyyeb'in muhalif kaldığı rivâyet olunur. «Et-Telvîh» nâm eserde: «Bir taife selemi kerîh görmüşlerdir; Ebû Ubeyde b. Abdillâh b. Mes'ûd'un selemi kerîh gördüğü rivâyet olunur.» deniliyor.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com