حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالُوا حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَكَاتِبَهُ وَشَاهِدَيْهِ وَقَالَ هُمْ سَوَاءٌ .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Es-Sabbâh ile Züheyr b. Harb ve Osman b. Ebî Şeybe rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Hüşeym rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû'z-Züheyr, Câbir'den naklen haber verdi. Câbir Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : Ribâyi yiyene, yedirene, kâtibine ve şahidlerine lanet etti ve: «Onlar müsavidirler.» buyurdu. Bu iki rivâyet ribâ yemenin, yedirmenin, ribâ muamelesi yapanlar arasında kâtiplik ve şahidlik yapmanın haram olduğuna açık delildirler. Hanefîler'den İmâm A'zam 'la İmâm Muhammed'e göre dâr-ı harpde yaşayan bir harbî yani o memleket teb'asından bir gayri müslim ile müslüman arasında ribâ muamelesi caizdir. Kumar dahi aynı hükümdedir. İmâm Ebû Yûsuf bunları tecviz etmemiştir. Hadîs-i şerif bâtıla yardımın haram olduğuna da delildir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com