Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Müsâkāt · 4042← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Müsâkāt (no. 4042)
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لِعَبْدٍ - قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ، الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ حَجَمَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَبْدٌ لِبَنِي بَيَاضَةَ فَأَعْطَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَجْرَهُ وَكَلَّمَ سَيِّدَهُ فَخَفَّفَ عَنْهُ مِنْ ضَرِيبَتِهِ وَلَوْ كَانَ سُحْتًا لَمْ يُعْطِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd rivâyet ettiler. Lâfız Abd'indir. (Dediler ki) : Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki) : Bize Ma'mer, Âsım'dan, o da Şa'bî'den, o da İbn Abbâs'dan naklen haber verdi. İbn Abbâs şöyle dedi: « Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den Benî Beyaza kabilesinin (âzâdlı) bir kölesi kan aldı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onun ücretini verdi. Efendisi ile de konuştu. Bunun üzerine efendisi onun vergisini hafifletti. Eğer (haccâm ücreti) haram olsaydı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona ücret vermezdi.» Bu hadîsleri Buhârî «Büyü'», «İcâre» ve «Tıbb» bahislerinde tahrîc etmiştir. Bu bâbda Tahâvî ile Ebû Ya'lâ, Hazret-i Câbir'den, Tahâvî, Hazret-i Ali'den hadîsler rivâyet etmişlerdir. Hıcâmet: Kan aldırmak demektir. Hıcâmet ücreti hakkında ulemânın ihtilaf1 ettiklerini «Kâhinin ücreti...» Bâbında görmüştük. Bu hadîsler kan aldırmanın mubah ve en iyi tedâvî çarelerinden biri olduğunu bildirmektedir. Gerçi Tahâvî'nin Müzenî'den rivâyet ettiği bir hadîste: «Muhaysa, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e kan alıcının kazancının helâl olup olmadığını sordu da, ondan yemesini yasak etti. Sonra tekrar sordu; yine yasak etti. Sonra tekrar sordu; yine yasak etti. Sa'd müracaatında devam edince nihayet: Onu su taşıdığın deveye alaf parası yap yahut kölelerine yedir.» buyurdular, deniliyor Bu hadîs yek nazarda hıcâmet ücreti helâl değilmiş zannım veriyorsa da Tahâvî'nin beyanına göre hakikatte onun helâl olduğuna de-lîldir. Çünkü bir kimsenin kendine helâl olmayan bir şeyi kölesine ve hayvanına yedirmesi de helâl değildir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) köleler hakkında: «Onlara kendi yediğinizden yedirin!» buyurmuştur. Hazret-i Muhay-yısa'ya hıcâmet parasını hayvan ve kölelerine sarfetmesini mubah kılınca bu husustaki yasağı neshettiği anlaşılmış; bu suretle hıcâmetten kazanılan paranın hem kendine hem de başkalarına helâl olduğu sübut bulmuştur. Tahâvî: « İmâm A'zam 'la İmâm Ebû Yûsuf ve Muhammed'in kavilleri de budur.» diyor. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den. kan alan zât Benî Beyaza kabilesinden Muhaysa b. Mes'ûd'un âzâdlı kölesi Ebû Taybe'dir. İsmi ekser-i ulemâya göre Nâfidir. Dînâr ve Meysere olduğunu söyleyenler de vardır. 143 sene yaşadığı rivâyet edilir. Hadîste cemi' sîgasiyle: «Sahipleriyle de konuştu...» denilmesi ya birkaç kişinin müşterek malı olmasından yahut mecâzendir. Nitekim: «Bu adamı filân oğullan vurdurdular.» denir; halbuki vuran içlerinden bir kişidir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den Benî Beyâza âzâdlısı Ebû Hind Sinan veya Sâlim'in de kan aldığı rivâyet olunur. Harâc: Köle sahibinin kölesini her gün ödemeye mecbur tuttuğu vergidir. Buna muhârece de derler. Köleyi başkalarına ücretle çalışmak ve her gün yahut her hafta kazancının muayyen bir miktarını sahibine vermek, geri kalanı kendinin olmak şartiyle serbest bırakmaktır. Darîbe ve ecr dahi harâc mânâlarına gelir. «Hem çocuklarınıza (boğazlarını) sıkmak suretiyle işkence etmeyin!» cümlesinden murâd: Boğazları ağıran çocukları, gırtlaklarını sıkmakla değil, Hind buhuru denilen nebatla tedâvî edin, demektir. Bu tedâ-vînin şekli: Hastayı sırt üstü yatırarak burnuna ilâcı akıtmaktır. Hastalık aksırıkla çıkar. Aynî 'nin beyanına göre burada hıtâb, Hicazlılar'la sair sıcak memleket in sanlarına dır. Çünkü o yerlerde yaşayanların kanlan sıvı olduğundan vücuttan çıkan harareti emmek için bedenin dışına mey-ledermiş. Aynî şöyle diyor: «Bundan da hitabın ihtiyarlara değil, gençlere olduğu mânâsı çıkar. Zîra ihtiyarların bedenlerinde hararet azdır. Taberî, İbn Şîrîn'in: Bir adam kırk yaşına vardı mı artık kan aldırmaz; dediğim sahîh senetle rivâyet etmiştir. Bazıları bu sözü ihtiyacı olmayanlara hamletmiş, bir takımları da doktorların bunun aksini iddia ettiklerini söylemişlerdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:Muâmelât
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbMüsâkāt · Müsâkāt
Hadis No4042
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile