حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، الشَّيْبَانِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْقِلٍ فَسَأَلْنَاهُ عَنِ الْمُزَارَعَةِ، فَقَالَ زَعَمَ ثَابِتٌ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْمُزَارَعَةِ وَأَمَرَ بِالْمُؤَاجَرَةِ وَقَالَ " لاَ بَأْسَ بِهَا " .
Türkçe Çeviri
Bize İshâk b. Mansûr rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Hammad haber verdi. (Dedi ki) : Bize Ebû Avâne, Süleyman-ı Şeybâ-nî'den, o da Abdullah b. Sâib'den naklen haber verdi. Abdullah Şöyle dedi: Abdullah b. Ma'kil'in yanına girerek ona müzâreayı sorduk. (Dedi ki) : Sâbifin söylediğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) müzâ-readan nehî, mfiâcereyi ise emir buyurmuş ve: «Onda bir beis yoktur.» demiş. Müzârea: Çiftçilik mânâsına gelen zirâattan alınmıştır. Buna Hanefîler muhabere ve münâkale de derler. Kelimenin müşareket bildiren (mufâale) Bâbından kullanılması, şeriat ıstılahında: tarla sahibi İle kiracı arasında mahsulün bir kısmını sahibine vermek şartiyle yapılan bir akid olduğu içindir. Müâcere: Tarlalarını birbirlerine para ile îcâr etmektir. İmâm A'zam 'la İmâm Züfer'e göre müzârea bâtıldır; hiç bir suretle caiz değildir. Bu hüküm mahsulün bir kısmı mukabilinde arazîyi kiralamaktan nehî eden hadîsle neshedilmiştir. İmâm Ebû Yûsuf la Muhammed b. Hasan'a göre müzârea caizdir; ancak onlara göre de sahîh olmak için birçok şartlan vardır. Bunlar için fıkıh kitaplarına müracaat etmelidir. Fetva imâmeynin (Ebû Yûsuf'la Muhammed) kavline göredir. Müzârea hususunda ulemânın ihtilâfını az yukarıda görmüştük. «Müsâkaat» bahsinde bu meseleye biraz daha temas edeceğiz.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com