حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنْ أَبِي النَّجَاشِيِّ، عَنْ رَافِعٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا وَلَمْ يَذْكُرْ عَنْ عَمِّهِ ظُهَيْرٍ
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Hatim rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrahmân b. Mehdi, İkrime b. Ammâr'dan, o da Ebû'n-Necâşî'den, o da Râfi'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen bu isnadla rivâyette bulundu. Yalnız «Amcası Zuhayr'den» ifâdesini zikretmedi. Bu hadîsi Buhârî ile Nesâî «Muzarea» bahsinde; İbn Mâce «Ahkâm»da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Hadîsin bir rivâyetinde kira bedeli olarak «rubuf» yani dörtte bir, diğer rivâyetinde bunun yerine «rabî'» yani dere, ırmak sözleri kullanılmıştır. Bunların ikisi de sahihtir. Çünkü kira bedeli ya mahsulün üçte biri, dörtte biri olur yahut su boyları veya tarlanın münbit yerleri sahibine tahsis edilirdi.' Hadîs-i şerif mahsulün bir kısmı mukabilinde tarlayı îcâra vermeyi tecvîz etmeyenlerin delîllerindendir. Ulemânm bu husustaki kavilleri az yukarıda görülmüştü.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com