حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا خَلَفٌ، - يَعْنِي ابْنَ خَلِيفَةَ - عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْجَعِيَّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ كُنْتُ خَلْفَ أَبِي هُرَيْرَةَ وَهُوَ يَتَوَضَّأُ لِلصَّلاَةِ فَكَانَ يَمُدُّ يَدَهُ حَتَّى تَبْلُغَ إِبْطَهُ فَقُلْتُ لَهُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ مَا هَذَا الْوُضُوءُ فَقَالَ يَا بَنِي فَرُّوخَ أَنْتُمْ هَا هُنَا لَوْ عَلِمْتُ أَنَّكُمْ هَا هُنَا مَا تَوَضَّأْتُ هَذَا الْوُضُوءَ سَمِعْتُ خَلِيلِي صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " تَبْلُغُ الْحِلْيَةُ مِنَ الْمُؤْمِنِ حَيْثُ يَبْلُغُ الْوَضُوءُ " .
Türkçe Çeviri
Bize Kuteybetü'hnü Said rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Halef yani İbn Halife, Ebû Mâlik el-Eşcaî'den o da Ebû Hazim'den naklen rivâyet etti. Ebû Hâzini Şöyle dedi. Ebû Hüreyre'nin arkasında idim. Namaz için abdest alıyordu. Elini ta koltuğuna kadar ulaştırarak yıkıyordu. Kendisine: — Ya Eba Hüreyre bu abdest ne dedim o da (bana) : — Ya benî Ferrûhî Siz buradamısınız? Eğer sizin burada olduğunuzu bilsem böyle abdest almazdım. Ben Halilim (sallallahü aleyhi ve sellem) ’i ; — «Mü'minin nuru abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır.» buyururken işittim dedi.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com