Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Talâk (Boşanma) · 3680← ÖncekiSonraki →
⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Talâk (Boşanma) · 3679 kaydında.
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ فَكَانَ إِذَا صَلَّى الْعَصْرَ دَارَ عَلَى نِسَائِهِ فَيَدْنُو مِنْهُنَّ فَدَخَلَ عَلَى حَفْصَةَ فَاحْتَبَسَ عِنْدَهَا أَكْثَرَ مِمَّا كَانَ يَحْتَبِسُ فَسَأَلْتُ عَنْ ذَلِكَ فَقِيلَ لِي أَهْدَتْ لَهَا امْرَأَةٌ مِنْ قَوْمِهَا عُكَّةً مِنْ عَسَلٍ فَسَقَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهُ شَرْبَةً فَقُلْتُ أَمَا وَاللَّهِ لَنَحْتَالَنَّ لَهُ ‏.‏ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِسَوْدَةَ وَقُلْتُ إِذَا دَخَلَ عَلَيْكِ فَإِنَّهُ سَيَدْنُو مِنْكِ فَقُولِي لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَإِنَّهُ سَيَقُولُ لَكِ لاَ ‏.‏ فَقُولِي لَهُ مَا هَذِهِ الرِّيحُ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَشْتَدُّ عَلَيْهِ أَنْ يُوجَدَ مِنْهُ الرِّيحُ - فَإِنَّهُ سَيَقُولُ لَكِ سَقَتْنِي حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ ‏.‏ فَقُولِي لَهُ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ وَسَأَقُولُ ذَلِكَ لَهُ وَقُولِيهِ أَنْتِ يَا صَفِيَّةُ فَلَمَّا دَخَلَ عَلَى سَوْدَةَ قَالَتْ تَقُولُ سَوْدَةُ وَالَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَقَدْ كِدْتُ أَنْ أُبَادِئَهُ بِالَّذِي قُلْتِ لِي وَإِنَّهُ لَعَلَى الْبَابِ فَرَقًا مِنْكِ فَلَمَّا دَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَمَا هَذِهِ الرِّيحُ قَالَ ‏"‏ سَقَتْنِي حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ ‏.‏ فَلَمَّا دَخَلَ عَلَىَّ قُلْتُ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ دَخَلَ عَلَى صَفِيَّةَ فَقَالَتْ بِمِثْلِ ذَلِكَ فَلَمَّا دَخَلَ عَلَى حَفْصَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ أَسْقِيكَ مِنْهُ قَالَ ‏"‏ لاَ حَاجَةَ لِي بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ تَقُولُ سَوْدَةُ سُبْحَانَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَقَدْ حَرَمْنَاهُ ‏.‏ قَالَتْ قُلْتُ لَهَا اسْكُتِي ‏.‏
Asıl metin · Müslim · Talâk (Boşanma) · 3679
Bize Ebû Küreyb Muhammed b. Ala' ile Hârûn b. Abdillâh rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Ebû Üsâme, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe 'den naklen rivâyet etti. Âişe şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) tatlıyı ve balı severdi. İkindiyi kıldı mı kadınlarını dolaşır; onlara yakınlık gösterirdi. Bir defa Hafsa'nin yanına girdi; ve orada mu'tadından fazla kaldı. Ben bunun sebebini sordum. Hafsa'ya kavminden bir kadın bir kap bal hediyye etmiş, o da bundan Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e şerbet takdim etmiş; dediler. Bunun üzerine ben: — Vallahi ona mutlaka bir hile yapacağız; dedim. Ve bunu Sevde'ye anarak dedim ki: Senin yanına girdiği vakit şüphesiz sana yaklaşacaktır. O zaman kendisine: Yâ Resûlallah! Sen megâfir mi yedin? diyeceksin! O sana: Hayır (yemedim) diyecek. Sen: Ya bu koku ne? dersin. (Râvi Urve) Dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) üstünün başının nahoş kokmasından hoşlanmazdı.) O: Hafsa bana bal şerbeti ikram etti, diyecek. Kendisine: Bu balın arısı urfut yemiş (gâlibâ) diyeceksin! Bunu ona ben de söyliyeceğim. Sen de söyle yâ Safiyye! Vaktâ ki Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Sevde'nin yanına girmiş. Sevde diyor ki: Kendinden başka ilâh olmayan Allah'a yemîn olsun, senden korkuma az kaldı Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) henüz kapıda iken söze ben başlayarak senin bana öğrettiklerini ona söyleyecektim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yaklaşınca Sevde: — Yâ Resûlallah, sen megâfîr mi yedin? demiş. O: — Hayır! cevâbını vermiş. Sevde: — O halde bu koku ne? demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : — Hafsa bana bal şerbeti sundu; buyurmuşlar. Sevde: — Onun arısı urfut yemiş (galiba) demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) benim yanıma girdiği vakit bunları ona ben de söyledim. Sonra Safiyye'nin yanına girdi. Bunları o da söylemiş. Müteakiben (tekrar) Hafsa'nın yanına girdiği vakit Hafsa: — Yâ Resûlallah, sana o şerbetten ikramedeyim mi? diye sormuş. — Ona ihtiyacım yokl buyurmuşlar. Sevde: — Sübhânallah! Vallahi onu mahrum ettik, dedi. Ben ona: — Sus! dedim.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Talâk (Boşanma) (no. 3680)
قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ إِبْرَاهِيمُ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ بِشْرِ بْنِ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، بِهَذَا سَوَاءً وَحَدَّثَنِيهِ سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏
Bu kayıttaki metin
Ebû İshâk İbrahim dedi ki: Bize Hasan b. Bişr b. Kâsım rivâyet etti. (Dedi ki) ; Bize Ebû Üsâme tamamen bu isnadla rivâyette bulundu. Bana bu hadîsi Süveyd b. Saîd de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Alî b. Müshir, Hişam b. Urve'den bu isnadla bunun benzerini rivâyet'eyledi. Bu iki hadîsi Buhârî «Talâk» bahsinde tahrîc ettiği gibi birinci rivâyeti Sûrt:-i Tahrim'in tefsiri ile «Eymân ve Nüzûr» de; aynı rivâyeti Ebû Dâvûd «Eşrihe» bahsinde; Nesâî «Eymân ve Nüzûr», «Işretü'n-Nisâ'», «Talâk» ve «Tefsir» bahislerinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Meğâfîr: Muğfûrun cem'idir. Muğfûr, urfut denilen geniş yapraklı ve dikenli bir nebâtdan çıkan fena kokulu yapışkan ve tatlı bir maddedir. Kirmanı: «Meğâfîr bir ağaçtan çıkarılan bir nevi' zamktır; su ile karıştırılarak içilir; fena bir kokusu vardır.» diyor. Bu hadîsi okuyunca hâtıra şöyle bir suâl geliyor: Acaba Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)' e ezâ veren bir hileye ümmehat-ı mü'minîn Hazret-i Âişe ile Hafsa (radıyallahü anha) nasıl buyurmuşlardır? Bu caiz midir? Cevap: Bunu Hazret-i Âişe tertîb etmişti; fakat o zaman henüz yaşı küçük idi. Bir de bumu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize eziyyet maksadiyle değil, kadınlar arasında daima görülegelen kıskançlık saikasiyle yapmıştır. Nitekim hadîsin Buhârî 'deki bir rivâyetinde Âişe (radıyallahü anha) : «Ben kıskandım da Hafsa’nın yanında neden fazla kaldığını sordum.» demektedir. Görülüyor ki, birinci rivâyette Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Zeyneb (radıyallahü anh) 'nin evinde, ikinci rivâyette ise Hazret-i Hafsa binti Ömer'in yanında fazlaca kaldığı bildiriliyor. Hattâ Abd b. Humeyd'in tefsirinde Hazret-i Sevde'nin yanında kaldığı zikredilmiş: «Sevde'nin akrabası vardı. Ona Yemen'den bal hediyye etmişlerdi.» denilmiştir. Bu hal karşısında ulemâdan, Bazıları Hazret-i Zeyneb'in yanında fazlaca kaldığını tercih etmiş ve: «Hazret-i Âişe 'nin beyânına göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in zevceleri iki grup olup birincide Âişe . Sevde, Hafsa ve Safiyye; ikincide Zeyneb, Ümmü Seleme ve diğerleri bulunuyordu.» demişlerdir. Diğer bir takım ulemâ ise vak'anm müteaddit olduğuna kaildirler. Zîra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in aynı sebeple bir defa Hazret-i Zeyneb'in, beş defa da Hazret-i Hafsa'nin yanında biraz gecikmesi imkânsız değildir. Balı hediyye eden kadının ismi malûm değildir. İbn Abbâs (radıyallahü anh) ’ın rivâyetinde balın Tâif'den gönderildiği zikredilmiştir. Buhârî 'nin rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i Hafsa'ya cevaben: «Hayır! Meğâfîr yemedim; lâkin Zeyneb binti Cahş'ın yanında bal şerbeti içmiştim. Artık yemin ettim; bir daha bunu yapmayacağım; sen bunu kimseye söyleme!» buyurmuşlardır. Hazret-i Fahr-i Kâinat (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz bu suretle zevcelerini razı etmek istemişti. Bunun üzerine: «Ey Peygamber ! Allah'ın sana helâl kıldığı bir şeyi niçîn kendine haram ediyorsun?» âyet-i kerîmesi nâzil olmuştur. Gerçi ulema bu hususta İhtilâf etmiş; Bazıları bu âyetin Mâriye-i Kıbtıyye hakkında indirildiğini söylemişlerse de sahih olan kavle göre âyet bu hadîste zikredilen bal meselesi hakkında nâzil olmuştur. Nevevî : «Mâriye kıssası hakkındaki rivâyet sahîh değildir.» diyor. İmâm Nesâî ise: «Bal hakkındaki Âişe hadîsi son derece sahihtir.» demiştir. Şu halde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in zevcelerinden birine tev-dî' ettiği sır Mâriye hakkında değil, bal meselesi hususundadır. Maa-mafîh mesele yine de ihtilaflıdır. Bâbımızın ikinci rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ikindi namazından sonra zevcelerin yanlarına girerek her birine yakınlık gösterirdiği bildiriliyor. Rivâyetlerin ekserisi bu şekilde ise de Hammâd b. Seleme rivâyetinde ikindi yerine (sabah) denilmiştir. Yezîd b. Rûmân’ın Hazret-i İbn Abbâs'dan rivâyet ettiği bir hadîs dahî bunu te'yîd ediyor. Zîrâ o hadisde de: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) sabah namazını kıldığı vakit namazgahında oturur; cemaat dahi güneş doğuncaya kadar otururlardı. Sonra birer birer zevcelerinin yanına girer; onlara selâm verir ve kendilerine dua ederdi...» denilmektedir. Bu iki rivâyetin arası şöyle bulunur: Hazret-i Âişe rivâyeti mahfuzdur. Hammâd rivâyeti ise şâzzdır. Sahih olduğunu teslîm etsek bile Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’ln sabah namazından sonraki ziyareti mücerred selam vermek ve duada bulunmak için, ikindiden sonraki ziyareti ise "konuşup muhabbette bulunmak maksadiyîe olurdu, şeklinde aralan bulunabilir; yahud: bâzan günün evvelinde, bâzan da sonunda ziyaret ederdi denilir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in burada zevcelerine yaklaşmasından murâd cima' değildir. Hazret-i Âişe 'nin Sevde (radıyallahü anh) 'ya. «Sus!» demesi hilesi meydana çıkacağından çekindiği içindir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbTalâk (Boşanma) · Talâk (Boşanma)
Hadis No3680
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile