وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَقُولُ أَمَا تَسْتَحْيِي امْرَأَةٌ تَهَبُ نَفْسَهَا لِرَجُلٍ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ} فَقُلْتُ إِنَّ رَبَّكَ لَيُسَارِعُ لَكَ فِي هَوَاكَ.
Türkçe Çeviri
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdetâ'bnü Süleyman, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe 'den naklen rivâyet etti. Âişe şöyle dermiş: «Ben: Hiç kadın kendini bir erkeğe hibe etmekten utanmıyor mu? diyordum. Nihayet Allah (azze ve celle) (O kadınlardan dilediğini geriye bırakır; dilediğini kendine alırsın!..) âyet-i kerîmesini indirince: Hakikaten Rabbin senin arzunu hemen yerine getiriyor, dedim.» Bu hadîsi Buhârî «Tefsir» bahsinde; Nesâî «Nikâh», «İş-retü'n-Nisâ'» ve Tefsîr»de tahrîc etmişlerdir. Hadîsin zahirinden anlaşılıyor ki, kendilerini hibe eden kadınlar Çokmuş. Filhakika İbn Ebî Hatim'in rivâyetine göre Havle binti Hakîm; Şa'bî'nin rivâyetine göre Ümmü Şüreyk; Ebû Ubeyde'nin rivâyetine nazaran Fâtıme binti Şureyh bunlardandır. Bazıları Leylâ binti Hatîm ile Meymûne binti Haris'i de kendilerini hibe eden kadınlardan saymışlardır. Bahsi geçen âyet-i kerîme'yi «Keşşaf» sahibi Zemahşerî (467-538) : «Dilediklerinle yatmayı terk eder; dilediklerinle yatarsın; yahud dilediklerini boşar; dilediklerini nikâhında tutarsın; veya istediklerine kasim yapmaz; istediklerine yaparsın yâhud ümmetinin kadınlarından arzu ettiğini almaz; istediğini alırsın...» şeklinde tefsir etmiştir. Kendini hibe eden bir kadınla mehirsiz evlenmek Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize mahsûstur. Ulemâ âyet-i kerîme'sinin "Bundan sonra sana kadınlar helâl değildir." âyetini nesh edip etmediğinde ihtilâfa düşmüşlerdir. Bazıları neshe kail olmuş ve: «Bu âyet Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) :e dilediği kadınlarla evlenmeyi mubah kılmaktadır.» demiş; bir takımları kadınları haram kılan âyetin sünnetle neshedildiğini söylemişlerdir. Zeyd b. Erkâm (radıyallahü anh) : «Bu âyet indikten sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Müleyke, Safiyye ve Cüveyriye (radıyallahü anh) İle evlendi.» demiş; Hazret-i Âişe dahi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kendisine ümmetin bütün kadınları helâl edilmeden dünyâdan gitmediğini söylemiştir. Bunun tamamiyle zıddına kail olanlar da vardır. Onlara göre âyet-i kerimesi âyetini neshetmiştir. Nevevî birinci kavlin esah olduğunu söylemiş ve Şâfiîyye ulemâsının: «Esahh kavil. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kendisine zevceleri ile birlikte ümmetinin bütün kadınları mubah kılınmadan dünyâdan gitmemiş olmasıdır.» dediklerini nakletmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com