Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Nikâh (Evlilik) (no. 3498)
وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ ثَابِتٍ، وَعَبْدِ، الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ عَنْ أَنَسٍ، ح وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ ثَابِتٍ، وَشُعَيْبِ، بْنِ حَبْحَابٍ عَنْ أَنَسٍ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، وَعَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْغُبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَنَسٍ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ شُعَيْبِ بْنِ الْحَبْحَابِ، عَنْ أَنَسٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، وَعُمَرُ بْنُ سَعْدٍ، وَعَبْدُ الرَّزَّاقِ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ شُعَيْبِ بْنِ الْحَبْحَابِ، عَنْ أَنَسٍ، كُلُّهُمْ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ أَعْتَقَ صَفِيَّةَ وَجَعَلَ عِتْقَهَا صَدَاقَهَا . وَفِي حَدِيثِ مُعَاذٍ عَنْ أَبِيهِ تَزَوَّجَ صَفِيَّةَ وَأَصْدَقَهَا عِتْقَهَا
Türkçe Çeviri
Bana Muhammed b. Rafi'de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Âdem ile Ömer b. Sa'd ve Abdûrrezzak toptan Süfyan'dan, o da Yûnus b. Ubey'den, o da şuayb b. Habhâb'dan, o da Enes'den naklen rivâyet ettiler. Bu râvilerin her biri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen onun Safiyye'yi azâd ettiğini ve azâd buyurmasını, ona mehir yaptığını rivâyet etmişlerdir. Muâz’ın babasından rivâyet ettiği hadîste ; « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Safiyye ile evlendi de azâd buyurmasını ona mehir yaptı.» ifâdesi vardır. Bu hadîsi Buhârî «Namaz» ve «Nikâh» bahislerinde, Müslim «Meğazî»de, Ebû üsvud «Haracda; Nesâî «Nikâh», «Velime» ve «Tefsir» bahislerinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Hayber Medine-i Münevvere'nin şarkı şimalisinde ona altı-yedi konak mesafede bulunan bir'erdir. Vaktiyle burası bir Yahûdi kalesi idi. Hattâ ilk defa orada Benî İsrâil'den Hayber isminde bir adam yaşadığı için bu ismin verildiği söylenir. Hayber hurmalık bir yerdir. İslâmiyetin zuhurunda orada Benî Kurayza ve Nadir namlarında iki Yahûdi kabilesi yaşamakta idi. Hayber gazası İbn Sa'd’ın beyânına göre hicretin yedinci senesinde vuku bulmuştur. Rivâyetlerin bazılarında Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Haber gazasında'bir merkebe bindiği bildirilmektedir. Buhârî Şârihi Aynî 'ye göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) o gün at üzerinde gaza etmiştir. Merkebe bindiğin bildiren hadîs sahih ise, muhasara günlerinin bazılarında merkebe bindiğine hamlolunur. . Ebû Talha: Zeyd b. Seh El-Ensari (radıyallahü anh) 'dır. Bu zad Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile bütün harblere iştirak etmiştir. Hazret-i Enes in üvey babasıdır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in uyluğu hücum esnasında kalabalıktan Enes (radıyallahü anh) ’ın dizine çarparak açılmıştır. Hayvanının şiddetle koşmasından açılması da mümkündür. Banları Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in uyluğunu kendisi açtığını söylemişi erse de bu iddia doğru değildir. Çünkü uyluğun avret sayıldığını bizzat Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bildirmiştir. Binâenalehy kasden avret mahallini açmasına ihtimal yoktur. Bazı rivâyetlerde Hazret-i Enes'in: «Uyluğunu açtı» demesi onun zannından ibarettir. Hakikatim uv"u£u:ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) açmamış, kalabalıktan veya hayvanın sür'atle koşmasından açılmıştır. Şehre girince Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in: «Hayber harabdır» buyurması ya gaibi ihbar yahud bedduadır. İhbar olduğuna göre o gün ma'mur bulunan şehir ileride harab olacak demektir. Beddûâ mânâsına alınırsa; «Allah Hayberlilerin belâsını versin» mânâsına gelir. Anlaşılıyor ki râvi Abdülaziz Hazret-i Enes'den Yahûdilerin: «Vallahi Muhammedi gelmiş» dediklerini işitmiş. Bâzı râvi arkadaşlarının ise: «Ordu ile birlikte Muhammed» şeklinde rivâyet ettiklerini duymuştur. Kamîs: Ordu demektir. Ordu sağ. sol, ön, arka ve orta olmak üzere beş kısımdan meydana geldiği için ona bu isim verilmiştir. Kamîs kelimesi müdrecdir. Hayber'in cebren mi, sulhan mı. yoksa ahalisi çekilmek suretiyle harbsiz olarak mı alındığı ihtilaflıdır. Ebû Ömer İbn Abdilberr'e göre bütün Hayber arazisi cebren alınmıştır. Münzırî bir kısmının cebren, bir kısmının da ahalisi çekilmek suretiyle harbsiz olarak alındığına kaaildir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ganimeti taksim etmeden Hazret-i Dihye'ye câriye vermesi birkaç vecîhle tevil olunur: a- Teniil suretiyledir. Yani nafile olarak izin vermiştir. b - Ganimetleri taksim ederken beşte bir hesabına dahil almak şartıyla vermiş olabilir, c- Sonradan kıymetini biçmek ve Dihye (radıyallahü anh) hesabına geçirmek şartiyle vermiş olabilir. Hazret-i Dihye eshab-i kirâmın yüzce en güzeli idi. Cebrail (aleyhisselâm) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e bazan onun suretinde gelirdi. Ümmüî mü'minin Safiyye binti Uyeyn, Harun (aleyhisselâm) sülâlesindendir. İlk kocası Kinanetû'bnû Ebi'î-Hukayk Hayber vak'asında öldürülmüştü. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu Hazret-i Dihye'ye vermişken tekrar geri alması hususunda muhtelif sözler söylenmiştir. Hatta bir rivâyete göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i Safiyye'yi Dihye'den satın almıştır. Ortada satış yokken onu nasıl satın aldığı dahi câyı te'emmül görülmüştür. Bu bâbda söylenen sözlerin en doğrusu şudur: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i Safiyye'yi —hâşâ— nefsânî şehveti iktizası geri almamıştır. Çünkü kendisi nefsânî şehvetten ma'sumdur. Onu geri alması: Hazret-i Dihye'ye münasib olmadığı, çünkü Harun (aleyhisselâm) neslinden gelen güzel bir reis kızı olduğu kendisine bildirildiği içindir. Mâzerî'nin beyanına göre Dihye hâdisesi iki veçhe hamle-dilebilir:
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbNikâh (Evlilik) · Nikâh (Evlilik)
Hadis No3498
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.