وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ جَمِيعًا عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي الْعَلاَءُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَأْتِي الْمَسِيحُ مِنْ قِبَلِ الْمَشْرِقِ هِمَّتُهُ الْمَدِينَةُ حَتَّى يَنْزِلَ دُبُرَ أُحُدٍ ثُمَّ تَصْرِفُ الْمَلاَئِكَةُ وَجْهَهُ قِبَلَ الشَّامِ وَهُنَالِكَ يَهْلِكُ " .
Türkçe Çeviri
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbn Hucr hep birden İsmail b. Ca'fer'den rivâyet ettiler. (Dedi ki) : Bana Ala' babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen haber verdi. Resûlüllah «Mesih şark tarafından gelecektir. Maksadı Medine olup Uhud dağının arkasına inecektir. Sonra melekler onun yüzünü Şam tarafına çevirecek; ve orada helâk olacakdır,» buyurmuşlar. Bu hadîsi Buhârî «Hacc» ve «Fiten» bahislerinde; Nesâî «Tıbb» ve «Hacc» bahislerinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Enkaab: Nakb'in cem-i kılîetidir. Cem-i kesveli «Nikaab» gelir. Bundan murâd, Medine'nin giriş yerleridir. Bazıları yolları ve yol ağızları olduğunu söylemişlerdir. Aslında nakb, dağ yolu demektir. Mesih'ten murâd Deccâl'dır. Hadîs-i şerifin her iki rivâyeti Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in duâsı bereketiyle Medine’i Münevvere'nin Tâûn ve Deccâl şerlerinden masûn kalacağına ve Medine ile orada oturanların faziletine delildir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com