Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Hac · 3303← ÖncekiSonraki →
⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Hac · 3302 kaydında.
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْفَتْحِ فَتْحِ مَكَّةَ ‏"‏ لاَ هِجْرَةَ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ يَوْمَ الْفَتْحِ فَتْحِ مَكَّةَ ‏"‏ إِنَّ هَذَا الْبَلَدَ حَرَّمَهُ اللَّهُ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ فَهُوَ حَرَامٌ بِحُرْمَةِ اللَّهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَإِنَّهُ لَمْ يَحِلَّ الْقِتَالُ فِيهِ لأَحَدٍ قَبْلِي وَلَمْ يَحِلَّ لِي إِلاَّ سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ فَهُوَ حَرَامٌ بِحُرْمَةِ اللَّهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لاَ يُعْضَدُ شَوْكُهُ وَلاَ يُنَفَّرُ صَيْدُهُ وَلاَ يَلْتَقِطُ إِلاَّ مَنْ عَرَّفَهَا وَلاَ يُخْتَلَى خَلاَهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الْعَبَّاسُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلاَّ الإِذْخِرَ فَإِنَّهُ لِقَيْنِهِمْ وَلِبُيُوتِهِمْ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِلاَّ الإِذْخِرَ ‏"‏ ‏.‏
Asıl metin · Müslim · Hac · 3302
Bize İshâk b. İbrahim El Hanzalî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Mücâhid'den, o da Tâvûs'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen haber verdi. İbn Abbâs şöyle dedi: Resûlüllah Mekke'nin felih edildiği gün: «Artık hicret yoktur. Lâkin cihâd ve niyet vardır. Gazaya çağrıldığınız zaman hemen gidin.» buyurdu. Yine fetih yani Mekke'nin fethi günü: «Şüphesiz ki bu beldeyi Allah göklerle yeri yarartığı gün haram kılmıştır. Binâenaleyh o, Allah'ın haram kılmasıyla kıyâmete kadar haramdır. Benden Önce bu beldede hîç bir kimseye harp helâl olmamıştır. Buna da ancak gündüzün bir saattında kıtal helâl olmuştur. O, Allah'ın haram kılmasiyla kıyâmet gününe kadar haramdır. Dikeni kesilmez; avı ürkütülmez, İlân edenden başkası, onda bulduğu eşyayı alamaz. Yaş otu da kesilemez.» buyurdular. Bunun üzerine Abbâs: — Ya Resûlallah ! Yalnız izhir müstesna. Çünkü o Mekke'nin demircilerîyle evlerine lâzımdır, dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de: — (Evet) Yalnız izhir müstesna! buyurdular.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Hac (no. 3303)
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا مُفَضَّلٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ وَلَمْ يَذْكُرْ ‏"‏ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ بَدَلَ الْقِتَالِ ‏"‏ الْقَتْلَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ لاَ يَلْتَقِطُ لُقَطَتَهُ إِلاَّ مَنْ عَرَّفَهَا ‏"‏ ‏.‏
Bu kayıttaki metin
Bana Muhammed b. Râfî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Aden rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Mufaddal, Mansûr'dan bu isnâdda bu hadîsin mislini rivâyet etti ama «Göklerle yeri yarattığı gün ifâdesini söylemedi. Hem kıtal yerine katıl dedi ve: «Bu beldede bulunan şeyi ilân edenden başkası alamaz» şeklinde rivâyette bulundu. Bu hadîsi Müslim «Cihâd» bahsinde, Buhârî , «Hacc, Cizye ve Cihâd» bahislerinde, Ebû Dâvûd «Hacc ve Cihâd» bahislerinde; Tirmizî «Siyer» bahsinde, Nesâî «Siyer, Bey'at ve Hacc» bahislerinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. «Artık hicret yoktur» cümlesinden murâd Mekke'nin fethinden sonra Mekke'den hicret yoktur demektir. Çünkü Mekke İslâm diyarı olmuştur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in bu sözü bir mucize tazammun etmektedir. Nitekim asırlar boyunca Mekke-i Mükerreme bir Dâr-ı İslâm olarak kalmış; bu suretle mûcize-i Resul (sallallahü aleyhi ve sellem) zahir olmuştur. Ulemâ Dâr-ı Harb denilen küfür diyarından Dâr-ı İslâm'a kıyâmete kadar hicretin devam edeceğine, kaail olmuşlardır. «Lâkin cihâd ve niyet vardır» cümlesinden murâd: «Sizin için hicretten hâsıl olacak sevabın yolu cihâd ve her şeyde hayır niyettir.» demektir. Tıyfai'ye göre mezkûr cümlenin mânâsı: «Hicret ya kâfirlerden kaçmak yahut cihâd veya ilim tahsili gibi başka bir sebeple olur. Birinci hicret sona ermiş, diğerleri kalmıştır. Binâenaleyh bunları ganimet bilerek onlardan geri kalmayın; çağrıldığınız zaman hemen gidin. Halâ: Yaş ot demektir. Bunun tahsis edilmesi kuru otunun koparı-labileceğine işarettir. Şâfiîler 'den rivâyet olunan iki kavlin esah olanı da budur. Çünkü kuru ot ölü av mesabesindedir. Hanbelîler'den İbn Kudâme diyor ki: «Lâkin hadisde izhır'in istisna edilmesi kuru ot koparmanın da haram kılındığına işarettir. Ebû Hüreyre rivâyetlerinden birinde (Mekke'nin kuru otu da koparılamaz.) buyurulması bunu gösterir.» îzhır: Güzel kokulu bir nebattır. Yaylalarda, sıcak ve kuru yerlerde ve keza vadilerde yetişir. Buna «Tıybu'l-Arab» ve «Halfâ-i Mekke» dahi derler. Kayn: Demirci demektir. Taber î:«Kayn Araplarca sanatım bizzat işleyen sanatçı mânâsına gelir. Hazret-i Abbâs b. Abdül muttalib'in: «Ya Resûlallah ! Yalnız izhır müstesna» sözü bir istisnâ-i telkinidir. Çünkü Hazret-i Abbâs (radıyallahü anh) bu sözle kendisi istisna yapmak istememiş; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e istisna yapmasını telkin etmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in buradaki istisnasının vahiy suretiyle mi, yoksa kendi içtihadı ile mi yapıldığı ihtilaflıdır. Bâzılarına göre vahiy suretiyledir. Yani Allahü teâlâ hazretleri daha önceden bir istisna talebinde bulunan olursa isteğini yerine getir diye vahiyde bulunmuştur. Bir takımları bu meselede hüküm mutlak surette Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize havale buyrulmuştur, demişlerdir. İbn Battal 'in rivâyetine göre El-Mühelleb buradaki istisnanın zarurete mebnî olduğunu ve zarurette ölü hayvan eti yemek kabilinden helâl kılındığını söylemiştir. Zira Hazret-i Abbâs İzhırden Mekke'lilerin müstağni kalamıyacaklarını söylemekle bu zarureti beyân etmiştir. Ancak El-Mühelleb'in bu müteâlâsı kabule şâyân görülmemiştir. Çünkü zarurete binâen mubah kılman şeyde mutlaka zaruret bulunmak îcab eder. Eğer izhır kullanmak lâşe yemek kabilinden olsaydı zarureti olmayanların onu kullanamaması îcâb ederdi. Halbuki onu kullanmak zaruret kaydı olmaksızın mutlak surette mubahtır. Bu bâbda icmâ' vardır. İzhirin evlere lâzım olması, evlerin çatılarını örtmek ve yakmak içindir. Mekkeliler bu otu kabirlerinde de kullanırlardı. Lükata yerde bulunan sahipsiz maldır. Esâs itibariyle kendi malı olmayan bir şeyi hiç bir kimsenin alması caiz değilse de ilân ederek sahibini aramak için alınmasına müsâade edilmiştir. Fıkıh kitaplarında lükata'nın ahkâmı ayrı bahisler hâlinde beyân edilmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbHac · Hac
Hadis No3303
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile