Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Hac · 3281← ÖncekiSonraki →
⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Kıyamet, Cennet ve Cehennem · 7091 kaydında.
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرُّزِّيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَطَاءٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِهِمَا ‏.‏
Asıl metin · Müslim · Kıyamet, Cennet ve Cehennem · 7091
Bize Muhammed b. Abdillah Er-Ruzzî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdu'l-Vehhab b. Atâ', Saîd'den, o da Katâde'den, o da Enes'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen yukarkilerin hadîsi mânâsında haber verdi. Küfrü üzere dünyadan giden kâfirin âhirette hiç bir sevabı olmadığına, dünyada Allah için işlediği hayırların hiç bir mükâfatını göremiye-ceğine ulemâ ittifak etmişlerdir. Bu hadîs-i şerîf dahi kâfirin dünyada yaptığı hayr hasenat karşılığında kendisine dünyada nimet verileceğini, bunların âhirette kendisine bir faydası olmayacağını sarahaten bildirmektedir. Mü'mininse hayr hasenatının karşılığı, hem dünyada hem âhirette verilecektir. Buna hiç bir mâni yoktur. Şeriatın bildirdiği bu hakikate itikad vâcibdir. Hadîsdeki zulümden murad; terkdir. Yani; Allah mü'minin mükâfatını terketmez, demektir. Çünkü zulüm bazan noksanlık mânâsına gelir. Zulmün hakikati haddi tecâvüzdür ki: Bu, Allahü teâlâ hakkında müste-hildir. Dünyada iken hayır hasenat işleyen kâfir, sonradan müslüman olur ve müslüman ölürse, sahih olan kavle göre, bu hasenatının mükâfatım âhirette görecektir.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Hac (no. 3281)
وَحَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏
Bu kayıttaki metin
Bize Humeyd b. Mes'ade rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Bişr b. Mufaddal rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Ebî İshâk Enes b. Mâlik'ten, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den naklen bu hadîsin mislini rivâyet eyledi. İbn Ömer hadîsini Buhârî «Kitâbu'd-Deavât» ile “Kitâbu'l-Cihâd»da, Enes (radıyallahü anh) hadisini «Kitâbü'l-Cihâd», «Kitâbü’l-Edeb» ve «Kitâbü'l-Lİbâs»da; aynı hadîsi Nesâî «Kitâbü’l-Hacc» ile «Kitâbü’l-Yevm ve'l-Leyle»de muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Enes (radıyallahü anh) hadîsinin Buhârî rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Usfân'dan döndükleri, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in terkisinde Safiyye Bînti Huyeyy bulunduğu; deve sürerek ikisi birden yere düştükleri ve Hazret-i Ebû Talha'nın kendilerine yardım ettiği dahi bildirilmektedir. Seniyye: Dağ eteği, yamaç; fedfed: Sert ve yüksek yer mânâsınadırlar Bazıları fedfedin boş sahra mânâsına geldiğini; bir takımları sert ve çakıllı yer demek olduğunu söylemişlerdir. «Allah va'dinde sâdıktır» cümlesinden murâd dînini muzaffer kılması akıbetin ehl-i takvanın zaferiyle neticeleneceği vesaire gibi şeyler hakkındaki va'd-i ilâhîdir. Şüphesiz ki Allahü teâlâ hazretleri va'dinden dönmez. «Kuluna yardım etti» ifâdesinden maksat Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'dir. Nevevî diyor ki: Teâlâ Hazretleri insanlar tarafından harp yapılmaksızın bütün hizipleri bizzat hezimete uğratmıştır. Bu hiziplerden murâd Hendek harbinde toplanarak Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e karşı elbirliği yapan müşriklerdir. Allahü teâlâ bunların üzerine bir rüzgâr ile görmedikleri melek orduları göndermiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in münafıklarla, kalplerinde maraz bulunan ve (Allah ile Resûlü'nün va'dleri ancak bizi aldatmak olmuştur) diyenlerin sözlerini tekzib için (Allah va'dinde sâdıktır) buyurması bu şekilde rabt ve îzâh olımur. Meşhur olan kavle göre hiziplerden murâd Hendek harbinin hizipleridir. Kâdî Iyâz bununla muhtemelen her zaman ve her yerde İslâm'a karşı toplanan küfür hiziplerinin kasdedilmiş olmasını söyleyenler vardır, demektedir. Bazıları Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in konuşurken seci' yapmaktan men ettiği halde burada bizzat kendisinin seci' yapmasını müşkü saymışlarsa da kendilerine cevap verilmiş: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in men ettiği seci' kâhinlerin yaptığı tekellüflü ve bâtıl şeyleri tazammun eden seci'lerdir. Hiç tekellüfsüz dile geliveren seci'leri men etmemiş hattâ bunları bazen kendisi de yapmıştır» denilmiştir. Bu hadis ler kadının kocasının terkisine binebileceğine, büyüklerin ve ulemânın hizmetlerinde bulunmanın müstehab olduğuna ve sağ salim yoldan dönen bir kimsenin Allah'a hamdü senada bulunarak tevbe etmesi gerektiğine delildirler.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbHac · Hac
Hadis No3281
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile