وَحَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، قَالَ سَأَلْتُ جَابِرًا عَنْ رُكُوبِ الْهَدْىِ، فَقَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " ارْكَبْهَا بِالْمَعْرُوفِ حَتَّى تَجِدَ ظَهْرًا " .
Türkçe Çeviri
Bana Selemetu'bnü Şebîb rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hasen b. A'yen rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ma'kıl, Ebû'z-Zübeyr'den, naklen rivâyet etti. Ebû'z-Zübeyr Şöyle dedi: vâyet etmişlerdir. Fakat Hattâbî bunu pek doğru bulmamış şeklinde okunmasını tavsiye etmişdir. Cevheri ile sair lügat ulemâsı bu hususta biri «Zehafe» diğeri «Ezhafe» olmak üzere iki lügat kullanıldığım söylemişlerdir. Bu kelimeler sürünmek, yol almak ve bîtâb düşerek yolda kalmak mânâlarında kullanılırlar. Binâenaleyh Hattâbî 'nin iddiası kabul edilmemiştir. Kelime her iki şekilde de kullanılabilir. Burada murâd hayvanın yürüyemeyip yolda kalmasıdır. Hadîsteki «Ayiye» fiili «Ayye» ve «Uniye» şeklinde de rivâyet olunmuştur. Birinci ve ikinci rivâyetlerin mânâsı âciz kaldı yani hayvan yolda kalırsa ne yapmak lâzım geldiğini bilemedi demektir. Üçüncü rivâyete göre mânâ ehemmiyet verdi demektir. Hadîsin birinci rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in gönderdiği develerin on altı, ikinci rivâyetinde onsekiz olduğu görülmektedir. Nevevî buna bakarak hâdisenin ayrı ayrı iki yerde geçmiş olabileceğine ihtimâl verdiği gibi, aynı hadisenin ayrı ayrı rakamlarla ifade edilmiş olmasını da caiz görmüş: «Onaltı adedinde fazlasını nefy yoktur. Çünkü bu bir mefhum-u adettir, onunla amel edilmez» demiştir. Hâdise bir olduğuna göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in develerine vekil tayin ettiği zâtın Ebû Kabîsa Züeyb (radıyallahü anh) olduğu anlaşılır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com