وَحَدَّثَنِي سُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ قُلْتُ لأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ غَدَاةَ عَرَفَةَ مَا تَقُولُ فِي التَّلْبِيَةِ هَذَا الْيَوْمَ قَالَ سِرْتُ هَذَا الْمَسِيرَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابِهِ فَمِنَّا الْمُكَبِّرُ وَمِنَّا الْمُهَلِّلُ وَلاَ يَعِيبُ أَحَدُنَا عَلَى صَاحِبِهِ .
Türkçe Çeviri
Bana Süreye b. Yûnus rivâyet etti, (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Recâ', Mûsâ b. Ukbe'den rivâyet etti. (Dedi ki) :Bana Muhammed b. Ebî Bekr rivâyet etti. (Dedi ki) : «Arafe sabahı Enes b. Mâlik'e; — Bugün telbiye hakkında ne dersin? diye sordum; Enes (radıyallahü anh) — Ben, bu yolu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ve ashabı ile birlikte yürümüşümdür. Kimimiz tekbîr alır, kimimiz telbiye getirirdi ama kimse kimseyi ayıplamazdı; cevâbını verdi. Enes hadîsini Buhârî «Kitâbü'l-îdeyn» ile «Kitâbü'l-Hacoda; Nesâî ile İbn Mâce «Kitâbü'l-Hacoda muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Bu rivâyetlerde zikredilen tekbîrden murâd: Telbiye ile beraber getirilen tekbîrdir. Yoksa tekbîr getirenler telbiyeyi terketmiş değillerdir. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in cemre-i Akabe'de taş atıncaya kadar telbiyeyi kesmediği rivâyet olunmuştur. İmâm A'zam ile İmâm Şâfiî'nin mezhepleri de budur. İmâm Mâlik 'den bu bâbda muhtelif kaviller rivâyet olunmuştur. Bir kavline göre güneşin zevalinden sonra telbiye kesilir. Diğer kavline göre vakfeye durulurken, başka bir kavline göre de Arafat mescidine varıldıkta kesilir! Hattâbî diyor ki: «Bu bâbda meşhur olan sünnet: Bayram günü cemre-i Akabe'de ilk taşı atmadan telbiyeyi kesmemektir. Ulemâ bununla amel etmişlerdir. Hazret-i Enes'in bu kavline gelince: Tekbir alanların telbiyeyi terk-etmeksizin ona bir nev'î zikir katmış olmaları ihtimâli vardır.» Mühellil: Tehlîl getiren yani «Lâ ilahe İllallah» diyendir. Burada ondan murâd: İhlâl ve telbiyedir. Bu rivâyetler, Mina'dan Arafât'a giderken telbiye ve tekbîr getirmenin müstehab olduğuna delâlet ederler. Nevevî , telbiyenin, tekbîrden efdal olduğunu söylemiştir. Yine bu rivâyetler, Arafe günü sabah namazından sonra telbiyenin kesileceğini söyleyenler aleyhine delildirler.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com