Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Hac (no. 3083)
وَحَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ الأَنْصَارَ كَانُوا قَبْلَ أَنْ يُسْلِمُوا هُمْ وَغَسَّانُ يُهِلُّونَ لِمَنَاةَ فَتَحَرَّجُوا أَنْ يَطُوفُوا بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَكَانَ ذَلِكَ سُنَّةً فِي آبَائِهِمْ مَنْ أَحْرَمَ لِمَنَاةَ لَمْ يَطُفْ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَإِنَّهُمْ سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ حِينَ أَسْلَمُوا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي ذَلِكَ { إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ}
Türkçe Çeviri
Bize Harmeletu'imu Yahya rivâyet etti. (Dedi i) : Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yûnus, İbn Şihab'dan, o da Urvetü'bnu'z-Zübeyir'den naklen haber verdi. Urveye de Âişe haber vermiş ki: Müslüman olmazdan evvel Ensâr ile Gassân Menât için telbiye getirirler, Safa ile Merve arasında sa'y yapmaktan çekinirlermiş. Bu, onların babalarından kalma bir âdetiymiş. Menât için ihrama giren, Safa île Merve arasında sa'y yapmazmış. İslâmiyeti kabul ettikleri vakit bunu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e sormuşlar da Allah Resûlüllah bu bâbda: (Şüphesiz ki Safa ile Merve, Allah'ın şeairindendir. İmdi her kim Beyti hacceder yahut ömre yaparsa, onların arasında sa'y yapmasında bir beis yoktur. Kim kendiliğinden bir hayır işlerse bilmeli ki, Allah şükrü kabul eden ve bilendir.) âyet-i kerîmesini indirmiş. Bu hadîsi Buhârî «Hacc» bahsinin bir-iki yerinde; Nesâî «Hacc» ile «Tefsir» bahislerinde tahrîc etmişlerdir. Hadîsin birinci rivâyetinde deniz boyunda İsaf ve Naile adlarında iki put bulunduğu bildirilmekteyse de Kâdi Iyâz bunun hatâ olduğunu söylemiş, deniz tarafındaki putun şâir rivâyetlerde de bildirildiği vecihle Menât olduğunu bildirmiştir. Menât: Amr b. Lühey tarafından Müşellelin deniz tarafına dikilmiş bir puttur. Câhiliyet devrinde Ezd ve Gassân kabileleri hacc için bu puta telbiye getirirlermiş. Miişellel; Kudeyd yakınında bulunan bir tepedir. Deniz kenarında İsaf ile Naile isimlerinde put yoktur. Şeâîr: Şaîre'nin cem'idir. Şaîre: Nişane, alâmet, demektir. Safa ile Merve'nin şeâirden sayılmaları ibâdet edilecek yerler oldukları içindir. Anlaşılıyor ki Hazret-i Urve âyet-i kerimeden Safa ile Mervi- arasındaki sa'yin vâcib olmadığını anlamıştır. Ona göre âyetten murad: Sa'yi Urketmekten dolayı bir şey lâzım gelmemesidir. Fakat Hazret-i Âişe bu mânâyı kabul etmemiş, âyetten muradın sa'yi terk değil, sa'yi yapmak olduğunu bildirmiş ve şayet sa'yin terki murâd edilse âyet-i kerîmede: «Tavaf etmemekte beis yoktur,» buyurulması îcâb ettiğini söylemiştir. Hazret-i Urvenin te'vili «Cünah» tâbiri yoktur. Ekseriyetle mubah olan şeylerde kullanıldığına nazarandır. Âişe (radıyallahü anha) , kendisine âyette vücûba veya adem-i vü-cûba âit bir şey-bulunmadığını, mezkûr kelimenin vacibin sukutu hakkında nass olmadığını anlatmak istemiştir. Bu sebeple âyet-i kerîmenin Ensâr hakkında nâzil olduğunu da bildirmiştir. Gerçi şâzz bir kıraata göre âyet-i kerîme Hazret-i Âişe 'nin . dediği gibi «Onların arasında tavaf etmemekte bir beis yoktur.» şeklinde de okunmuşsa da Taberî buradaki «Lâ» kelimesinin ziyâde olduğunu binâenaleyh bu kırâata göre de mânânın «Onların arasında sa'y etmekte beis yoktur.» demek olduğunu söylemiştir. Tahâvi , şâz kırâatların. meşhur olan kırâata muhalif mânâlarının hüccet olmadığını nakletmiştir. Ona göre âyette sa'yi müstehab görenlere de delil yoktur. Çünkü âyetteki tetavvu'dan murâd sa'y değil; hacc ve ömrenin aslıdır. Vahidi'nin İbn Abbâs (radıyallahü anh) 'dan rivâyetine göre vaktiyle Safa üzerinde erkek suretinde bir put varmış; buna İsaf denilirmiş. Merve üzerinde de kadın suretinde bir put olup Naile adını taşırmış. Ehl-i Kitabın züûmlarınca güyû bunlar vaktiyle ınsanmışlar. Kâbe'de zina ettikleri için Allah, onları taşa kalbetmiş de, ibret için Safâ ve Merve üzerine çıkarılmışlar. Aradan uzun müddet geçince câhilıyet devri halkı bunlara tapmaya başlamışlar, onlara tavaf ederken elleriyle dokunurlarmış. İslâmiyet gelince bu putlar kırılmıştır. Müslümanlar bunlar sebebiyu- Safa ile Merve arasında sa'y yapmaktan çekinmiş. Nihayet âyet inerek sâ'ym meşru olduğunu beyân buyurmuştur. Hazret-i Âişe 'nin «Binâenaleyh bu bir sünnet olmuştur. murâd: Meşru kılınmıştır, demektir. Kirmânî bu sözü «Haccın rüknü, olmuştur.» mânâsına almış, Bazıları da: « Buradaki sünnetten murâd farzdır.» demişlerse de Ayni , buna itiraz etmiş ve sünnet lâfzından rükün mânâsı çıkarılamıyacağını, aksi taktirde sünnetle rükün arasında bir fark kalmayacağını söylemiştir. Çünkü rükün: Bir şeyin mâhiyetinde dâhil olan malzemedir. Safa ile Merve arasındaki sa'yin ise haccın mâhiyetinde dâhil olduğuna kaail olan yoktur. Hazret-i Âişe 'nin sözü nihayet sa'yin vâcib kuvvetinde bir sünnet-i müekkede olduğunu göstermektedir ki, Hanefiîler’in kavli de budur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbHac · Hac
Hadis No3083
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.