وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً، يُخْبِرُ قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، قَالَ كُنْتُ أَنَا وَابْنُ، عُمَرَ مُسْتَنِدَيْنِ إِلَى حُجْرَةِ عَائِشَةَ وَإِنَّا لَنَسْمَعُ ضَرْبَهَا بِالسِّوَاكِ تَسْتَنُّ - قَالَ - فَقُلْتُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَعْتَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي رَجَبٍ قَالَ نَعَمْ . فَقُلْتُ لِعَائِشَةَ أَىْ أُمَّتَاهُ أَلاَ تَسْمَعِينَ مَا يَقُولُ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَتْ وَمَا يَقُولُ قُلْتُ يَقُولُ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي رَجَبٍ . فَقَالَتْ يَغْفِرُ اللَّهُ لأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ لَعَمْرِي مَا اعْتَمَرَ فِي رَجَبٍ وَمَا اعْتَمَرَ مِنْ عُمْرَةٍ إِلاَّ وَإِنَّهُ لَمَعَهُ . قَالَ وَابْنُ عُمَرَ يَسْمَعُ فَمَا قَالَ لاَ وَلاَ نَعَمْ . سَكَتَ .
Türkçe Çeviri
Bize Harun b. Abdillâh rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammedi b. Bekr El-Bürsânî haber verdi. (Dedi ki) : Bize İbn-i Cüreye haber verdi. (Dedi ki) : Atâ'yı haber verirken dinledim. (Dedi ki) : Bana Urvetu'bnü Zübeyr haber verdi. (Dedi ki) : Ben ve İbn-i Ömer Âişe 'nin hücresine dayanmış oturuyorduk. Misvak kullanıyor biz de misvâkinin sesini işitiyorduk. Ben İbn-i Ömer'e: — Yâ Ebâ Abdirrahmân! Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Re-vâkinin sesini işitiyorduk. Ben İbn-i Ömer'e: — Evet, cevabını verdi. Bunun üzerine Âişe 'ye: — Ey anneciğim! Ebû Abdirrahmân'in ne söylediğim işitmiyor musun? dedim. Âişe : — Ne söylüyor? dedi. — Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Receb ayında Ömre yaptı diyor dedim. Bunun üzerine Âişe ' (radıyallahü anh) : — Allah Ebû Abdirrahmân'ı mağfiret buyursun! Ömrüm hakkı için Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ; Beceb'de ömre yapmamıştır. Ve hiç bir ömre yapmamıştır ki, İbn-i Ömer de onunla beraber bulunmasın, dedi. İbn-i Ömer bunları işitiyordu. Ama ne hayır ne de evet demeyip sükût etti.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com