وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي الْحَسَنُ، بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ، أَخْبَرَهُ قَالَ قَصَّرْتُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِشْقَصٍ وَهُوَ عَلَى الْمَرْوَةِ أَوْ رَأَيْتُهُ يُقَصَّرُ عَنْهُ بِمِشْقَصٍ وَهُوَ عَلَى الْمَرْوَةِ .
Türkçe Çeviri
Bana Muhammed b. Hatim rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Saîd, İbn Cüreyc'den rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Hasen b. Müslim , Tâvûs'dan, o da İbn Abbâs'dan naklen rivâyet etti. İbn Abbâs'a da Muâviyetü'bnü Ebî Süfyân haber vermiş. Dedi ki: — «Ben, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in saçım Merve'dey-ken makasla kısalttım. Yahut Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mer-ve'deyken saçının makasla kısaltıldığını gördüm.» Bu hadîsi Buhârî «Hacc» bahsinde tahrîc etmiştir. Nevevî diyor ki: «Bu hadîs, Hazret-i Muâviye'nin Ci'râne ömresindeyken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in saçını kısalttığına hamledilmiştir. Çünkü Veda haccında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hacc-ı kırana, niyet etmişti. Bu haccda Mina'da traş olduğu ve saçlarını Ebû Tâlha'nın halka dağıttığı sabit olmuştur. Binâenaleyh Muâviye'nin onun saçını kısaltması veda haccına hamledilemez. Bunu hicretin 7. senesinde yapılan ömre-i kazaya hamletmek dahi doğru değildir. Çünkü Muâviye o gün henüz müslüman olmamıştı. O, hicretin 8. yılında Mekke'nin fethedildiği gün müslüman olmuştur. Meşhur olan kavil budur. Bu hâdiseyi veda haccına hamledenlerin kavli doğru değildir, fahiş bir hatâdır.» Bazıları: «İhtimâl Hazret-i Muâviye Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in saçım Ci'râne ömresinde kısaltmış da, sonra unutmuş ve Haccetü'l-Vedâ'da olduğunu zannetmiştir.» demişlerdir. Bâzılarına göre de hadîsin buradaki cümlesinde hazf bulunmak ihtimâli vardır. Cümlenin taktiri şudur: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in emrinden dolayı, ben kendi saçımı kısalttım.» Fakat bu ihtimâl vârid değildir. Çünkü İmâm Ahmed 'in rivâyetinde Hazret-i Muâviye'nin: «Ben, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in saçını Merve'de iken kısalttım.» dediği tasrîh olunmaktadır. İbn Hazm , bu saç kısaltma işinin bayram günü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) traş olduktan sonra ötede beride kalan bâzı kılları kesmekten ibaret olması ihtimâli üzerinde durmuş, fakat bu ihtimâl dahi kabule şayan görülmemiştir. Çünkü berber Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in başında sonradan makasla kesmeyi îcâb edecek saç bırakmamıştır. Bahusus Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in saçları teberrüken ashâb arasında birer ikişer taksim edildiği için saçının gelişi güzel traş edilmesine ihtimâl yoktur. Mişkas: Bâzılarına göre genişliği olmayan uzun ok demiridir. Bir takımları: İçinde geniş ok bulunan yay, demek olduğunu, Bazıları da makam olduğunu söylemişlerdir. Buraya yakışan mânâ: Makas, olmasıdır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com