Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Hac (no. 2946)
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرِ بْنِ رِبْعِيٍّ الْقَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الْمُغِيرَةُ بْنُ سَلَمَةَ، الْمَخْزُومِيُّ عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنهما - قَالَ قَدِمْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُهِلِّينَ بِالْحَجِّ فَأَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَجْعَلَهَا عُمْرَةً وَنَحِلَّ - قَالَ - وَكَانَ مَعَهُ الْهَدْىُ فَلَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يَجْعَلَهَا عُمْرَةً .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Ma'mer b. Rib'î El-Kaysî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Hişâm, Muğiratü'bnü Selemete'l-Mahzûmî'den, o da Ebû Avâne'den, o da Ebû Bişr'den, o da Atâ' b. Ebî Rabâh'dan, o da Câbir b. Abdillâh (radıyallahü anhüma) 'dan naklen rivâyet eyledi. Câbir şöyle demiş: — Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte hacca niyet ederek (Mekke'ye) geldik de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu haccı ömre yapmamızı ve ihramdan çıkmamızı bize emir buyurdu. Onun yanında hedy kurbanı vardı. Bu sebeple haccını, Ömreye tebdil edemedi.» Hazret-i Câbir rivâyetlerini Buhârî «Kitâbü'l-Î'tisâm», “Kitâbü'l-Meğazî» ve «Kitâbü’l-Ömre»de; Ebû Dâvûd «Kİtâbü'l-Hacc»da. tahrîc etmişlerdir. Bu rivâyetler dahi Hazret-i Âişe rivâyetlerinin delâlet ettiği ahkâmı bildirmektedir. Şimdi bunların da sırasıyla bâzı cümlelerini îzâh edelim: «Terviye günti»nden murâd: Zi’l- Hicce'nin 8. günüdür. Ebû Gassân rivâyetindeki « Âişe bir şey arzu etti mi, onun arzusunu yerine getirirdi.» cümlesinden murâd: Dînen nakîsa sayılmayan bir şey istediği zaman istediğini yerine getirirdi, demektir. Mü-teâkib hadîsdeki «Bizden her yedi kişi, bir devede müşterek olacaktı.» ifâdesinde sığır da dâhildir. Çünkü «Bedene»: deve ve sığır, mânâlarında kullanılır. Yalnız deve hakkındaki istimali daha çoktur. Ebtah: El-Muhassab'a bitişen Mekke vâdisidir. Muhammed b. Hatim rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: «Hedyim obaydı, mutlaka ben de sizin gibi ihramdan çıkardım.» buyurması, hedy kurbanı götürenler için haccı bozarak Ömreye niyetlenmenin caiz olmadığını anlatmak içindir. Hedy kurbanı götüren hacılar, onu kesmedikçe ihramdan çıkamazlar. Kurban ise ancak bayram günü kesilir. İbn Esir diyor ki: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu sözüyle ashabının gönüllerini almak istemiştir. Çünkü kendisi ihrâmlı olduğu hâlde ashabının ihramdan çıkmaları, onlara girân gelmişti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) gücenmemelerini tavsiye etmiş ve emrettiğini yapmaları, onlar için daha faziletli olacağını bildirmiştir.» Hazret-i Alî, Yemen'de zekât me'mûru bulunuyordu. Hacca oradan geldiği anlaşılıyor. Hazret-i Sürâka'nın Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e bu şekildeki haccin yalnız o seneye mi mahsûs yoksa ebediyen böyle mi devam edeceğini sorması, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in de ebediyen böyle devam edeceğini bildirmesi hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Cumhûr-u ulemâ'ya göre bundan murâd: Ömrenin kıyâmete kadar hacc aylarında yapılabileceğini anlatmaktır. Bununla Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) câhiliyet devrinden kalma bir âdeti yıkmak istemiştir. Câhiliyet devrinde Araplar hacc aylarında ömre yapılamıyacağına inanırlardı. İkinci bir kavle göre bu cümlenin mânâsı: Kıran haccının caiz olduğunu bildirmektir. Bu haccda ömre fiilleri de dâhildir ve kıyâmete kadar böyle devam edecektir. Nevevî diyor ki: «Bu feshin sahabeye mahsûs olmak üzere yalnız o sene mi yapıldığı yoksa kıyâmete kadar hükmünün bakî mi kalacağı ve bu suretle hacca niyet edip de beraberinde hedy kurbanı götürmeyenlerin hacclarını ömreye tebdil, edebilecekleri hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. İmâm Mâlik , İmâm Şafiî , İmâm Ebû Hanîfe ile Selef ve Halef'in cumhûr una göre bu mes'ele o seneye mahsûstur. Sonraki yıllarda hacci, ömreye tebdil etmek caiz değildir. O sene Ashâb-ı kirâm'a tebdil emri verilmesi, câhiliyet devrindeki îtikaada muhalefette bulunmaları içindir. Cumhûr-uulemâ'nın istidlal ettikleri bir hadîs de Hazret-i Ebû Zerr'den rivâyet olunmuştur. Mezkûr hadîsde: «Haca feshederek Ömre yapmak, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ashabına mahsus idi.» denilmektedir. Nesâî 'nin Haris b. Bilâl vasıtasıyla babası Bilâl’den rivâyet ettiği bir hadîsde şöyle deniliyor: «Ya Resûlallah ! Hacci feshetmek bize mi mahsûstur, yoksa bütün insanlara ânım ve şâmil midir? diye sordum; Resûlüllah — Hayır, yalnız bize mahsûstur; buyurdular.» Hadîs-i Şerîf, tenıettu'un caiz olduğuna, bir kimsenin ihramını, başkasının ihramına tâ'lîk edebileceğine delildir. Diğer ahkâmı, Hazret-i Âişe rivâyetlerindeki gibidir. İmâm Şafiî ile ona muvafakat eden ulemâ bu hadîslerle istidlal ederek hacc-ı kıran için bir tavafla bir sa'yin kâfi geleceğini söylemişlerdir. İbn Ömer, Câbir b. Abdillâh ve Âişe (radıyallahü anha) hazerâtı ile Tâvûs, Atâ' , Hasan-ı Bas-rî, Mücâhid, İmâm Mâlik , İbn Mâcişûn, İmâm Ahmed , İshâk, Dâvûd-u Zahirî ve İbn Münzîr'in mezhepleri budur. Şa'bî, İbrahim Nehaî, Câbir b. Zeyd, Abdurrahman b. Esved, Sevrî, Hasan b. Salih ve İmâm A'zam 'a göre hacc-ı kıran için iki tavaf ve iki sa'y lâzımdır. Bu kavil Hazret-i Ali ile İbn Mes'ûd (radıyallahü anh) 'dan nakledilmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbHac · Hac
Hadis No2946
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.