وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ فِيَّ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ} قَالَ فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ " ادْنُهْ " . فَدَنَوْتُ فَقَالَ " ادْنُهْ " . فَدَنَوْتُ . فَقَالَ صلى الله عليه وسلم " أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ " . قَالَ ابْنُ عَوْنٍ وَأَظُنُّهُ قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَأَمَرَنِي بِفِدْيَةٍ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ مَا تَيَسَّرَ .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Ebî Adiyy, İbn Avn'dan, o da Mücâhid'den, o da Abdurrahmân b. Ebi Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ücra (radıyallahü anh) 'dan naklen rivâyet eyledi. Kâ'b Şöyle dedi: Şu âyet (yani) : "Sizden kim hasta olur yahut basından elemi bulunursa ona oruçtan yahut sadakadan veya kurbandan bir fidye lâzım gelir." kavl-i kerimi benim hakkımda nâzil olmuştur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) felçtim, bana: — «Yaklaş!» dedi. Ben de yaklaştım. (Tekrar) : — «Yaklaş!» buyurdu. Ben yine yaklaştım. Bunun üzerine (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz: — «Böceklerin sana eziyet veriyor mu?» buyurdular. İbn Avn Dedi ki: «Zannederim Kâ'b: «Evet!» cevâbını vermiş. Kâh (radıyallahü anh) : Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) , bana oruçtan yahut sadakadan yahut da kurbandan kolayına gelen bir fidye vermemi emir buyurdu; demiş.»
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com