وَحَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي خَلَفٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَطَاءٍ الْمَكِّيِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، - رضى الله عنه - قَالَ أَتَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ وَقَالَ صَوْمُ شَهْرٍ .
Türkçe Çeviri
Bana İbn Ebî Halef rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İshak b. Yûsuf rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdülmelik b. Ebî Süleyman, Abdullah b. Ata' El-Mekki'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babası (radıyallahü anh) 'dan naklen rivâyet eyledi. Babası: Bir kadın, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e geldi...» diyerek yukarkilerin hadîsleri gibi rivâyette bulunmuş ve: «Bir ayın orucu.» demiştir. Bu hadîs dahi ölen bir kimse nâmına oruç tutulacağına, haccedilebileceğine kaail olanların delillerindendir. Ulemâ hacc mes'elesinde de ihtilâf etmişlerdir. Bâzılarına göre velinin Ölen kimse nâmına haccetmesi lâzımdır. Hadîs-i şerif bir kimsenin tesadduk ettiği bir şeyi mîras olarak alabileceğine delâlet etmektedir. Cumhûr a göre başkası nâmına haccetmek, âciz şartıyla caizdir. Yani kötürüm olup iyileşme ümîdi bulunmayan bir kimse ile vefat eden nâmına haccetmek caizdir. Kâdî İyâz , Malikîler'in ölen bir kimse nâmına oruç tutmak ve haccetmek hususunda bu hadîslerle istidlal edemediklerini, çünkü hadîslerin muztarîb olduklarını söyleyerek itizarda bulunmuştur. Nevevî , Kâdî'nin itizarım kabul etmemiş: «Bu itizar batadır. Hadîsde izdırâb yok, ihtilâf vardır...» demiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com