وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ، زَيْدٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ حَدَّثَنَا سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ ذُكِرَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمُ عَاشُورَاءَ فَقَالَ " ذَاكَ يَوْمٌ كَانَ يَصُومُهُ أَهْلُ الْجَاهِلِيَّةِ فَمَنْ شَاءَ صَامَهُ وَمَنْ شَاءَ تَرَكَهُ " .
Türkçe Çeviri
Bize Ahmed b. Osman en-Nevfelî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Âsim rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ömer b. Muhammed b. Zeyde El-Askalani rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Salim b. Abdillah rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Abdullah b. Ömer (radıyallahü anhüma) rivâyet eyledi. (Dedi ki) : Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in yanında aşûra gününün lâfı oldu da: — «O, öyle bir gündür ki, câhiliyet devri halkı onda oruç tutarlardı. Artık isteyen o gün oruç tutar, isteyen tutmaz.» buyurdular. Bu hadîsi Buhârî «Kitâmu's-Savm» ve «Kitâbu't-Tefsir» de tahrîc etmiştir. Buhârî 'nin bütün rivâyetlerinde hadîsin sonunda muhtasaran «Dileyen oruç tutar.» buyuruüriuştur. Tah'avî'nin yine İbn Ömer (radıyallahü anh) 'dan tahrîc ettiği rivâyette: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : — Sizden kim aşûra günü oruç tutmak isterse tutsun, oruç tutmak istemiyen ondan vazgeçsin, buyurdu.» denilmiştir. . Bu hadîsi Dârimi (281-255) dahi «Sünen» inde Müslim 'in rivâyeti gibi tahrîc etmiştir. Bütün bu rivâyetler o gün oruç tutup tutmamanın ihtiyari bir iş olduğuna delâlet etmektedirler. Bu ve bundan sonraki rivâyetler aşure orucunun farziyeti nes-hedilerek nâüle kabilinden meşru kaldığına delildirler. Usul-i fıkıh ulemâsı bir ibâdetin farziyeti neshedildikten sonra o ibaretin mubah olarak meşru kalıp kalmıyacağı mes'elesinde ihtilâf etmişlerdir. Hazret-i Abdullah b. Ömer'in aşûra günü oruç tutmaması, o günü islâmda da câhiliyet devrinde olduğu kadar ta'zim etmiş olmamak içindir. Onun mezkûr günde oruç tutmaması, o gün oruç tutula-mıyacağına delâlet etmez. Zîra o gün ehl-i şirkin hatırasını ihya için değil de sevap kasdıyla oruç tutana Allah ındinde büyük sevap vardır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in aşûra günü niçin oruç tuttuğu ihtilaflı bir mes'eledir. Bazıları onu câhiliyyet devrinden beri tuttuğunu söyler. Buhârî ile Müslim 'in İbn Abbâs (radıyallahü anh) dan tahric ettikleri bir rivâyete göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine'ye gelince Yahûdilerin aşûra günü aruç tuttuklarını görmüş, onu Mûsa (aleyhisselâm) 'ın dahi tuttuğu söylenince: «Biz Hazret-i Mûsa'ya uymaya sizden daha lâyıkız.» buyurarak, bu orucu tutmuştur. Caiz ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu orucu Kureyş ile birlikte islâmiyetten evvel tutmuş, Medine'ye hicret edince Mûsa (aleyhisselâm) ’in şeriatında da bulunduğunu öğrenerek- onu hem kendisi tutmuş hem de ashabına emir buyurmuştur. Ramazan orucu farz kılınınca İse bu işi ashabının ihtiyarına bırakmıştır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com