حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، جَمِيعًا عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، - قَالَ ابْنُ رُمْحٍ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ عِرَاكًا، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُرْوَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ قُرَيْشًا كَانَتْ تَصُومُ عَاشُورَاءَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ ثُمَّ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِصِيَامِهِ حَتَّى فُرِضَ رَمَضَانُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ شَاءَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ شَاءَ فَلْيُفْطِرْهُ " .
Türkçe Çeviri
Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Muhammed b. Rumh hep birden Leys b. Sa'd'den rivâyet ettiler. İbn Rumh (Dedi ki) : Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den naklen haber verdi. Ona da Irak haber vermiş, ona da Urve haber vermiş, Urveye de Âişe haber vermiş ki, Kureyş câhiliyet devrinde Aşûra orucunu tutarmış, Sonra o günün orucu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e de emrohinmuş. Nihayet ramazan orucu farz kılınmış, bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Dileyen aşura orucunu tutsun, dileyen tutmasın.» buyurmuşlar. Bu hadîsi Buhari «Kitâbu's-Savm» da, Nesâî «Kitâbu'l -Hacc» ile «Kitabu't-Tefsir» de tahric etmişlerdir. Aşure orucu hakkında bir çok ashabı kirâm'dan hadîsler rivâyet olunmuştur. Ezcümle: Tahavî, Habîb b. Hind b. Esma ile Abdurrahmân b. Selemete'l-Huzâi'den, Abdullah b. Ahmed Hazret-i Ali (radıyallahü anh) 'dan, İbn Mâce Muhammed b. Sayfî (radiyallahü anh) 'dan, Buhârî , Selemetü'bnü Ekvâ' ile İbn Abbâs ve Rubeyyi' binti Muavviz (radıyallahü anh) dan, İmâm Ahmed , Bezzâr ve Taberânî, Abdullah b. Zübeyr (radıyallahü anh) 'dan, Bezzâr, Âişe (radıyallahü anha) 'dan, Taberâni , Hazret-i Ebû Mûsa (radıyallahü anh) dan, Yine Taberâni , Saidü'bnü'l -Müseyyeb tarikiyle Muâviye (radıyallahü anh) 'dan, İmâm Ahmed b. Hanbel , Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) dan, Yine İmâm Ahmed ile Taberâni , Câbir (radıyallahü anh) dan, Taberâni , Hazret-i Ebû Saîd ile Ubâdetü'bnü's-Sâmit, Habbâb b. Erat ve Mâbe Bezzâr ile Taberâni Miezee tü'bnü Zahir'den, İmâm Ahmed , Bezzâr ve Taberâni , Abdullah b. Bedir'den, Buhârî , Ruzeyne (radıyallahü anh) 'dan, Müslim Bâbımızda görüleceği vecihle Abdullah b. Ömer, Abdurrahman b. Yezîd, Kays b. Seken, Câbir b. Semûra, Muâviyetü'bnü Ebî Süfyan, İbn Abbâs ve Ebû Mûsa (radıyallahü anhûm) hazerâtından hadîsler rivâyet etmişlerdir. Bu hadîslerin umumundan anlaşıldığına göre câhiliyet devrinde kureyş kabilesi Aşûra orucunu tutmuş, İslâmiyetin ilk zamanlarında Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile müslümanlar da tutmuşlardır. Hicretin 2. yılında Ramazan orucu farz kılınınca mezkûr orucun hükmü neshedilmiştir. Ulemâ aşûra orucu hakkında bir çok yönlerden söz etmişlerdir. Şöyle ki:
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com