Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Oruç (Sıyâm) · 2592← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Oruç (Sıyâm) (no. 2592)
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي، بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ عَنْ عَائِشَةَ، وَأُمِّ سَلَمَةَ زَوْجَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمَا قَالَتَا إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ جِمَاعٍ غَيْرِ احْتِلاَمٍ فِي رَمَضَانَ ثُمَّ يَصُومُ ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti. (Dedi ki) : Mâlik'e, Abdürabbih b. Saîd'den dinlediğim, onun da Ebû Bekir b. Abdirrahman b. Haris b. Hişâm'dan, onun da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in zevceleri Âişe ile Ümmü Seleme'den naklen rivâyet ettiği şu hadisi okudum: Âişe ile Ümmü Seleme: «Şüphesiz ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ramazanda intifam sebebiyle değil, cima dan dolayı cunub olduğu halde sabahlar, sonra oruç tutardı.» demişler. Bu hadîsi İbn Mâce 'den gayrı bütün kütüb-i sitte İmâmları muhtelif tariklerden tahrîc etmişlerdir. Hadisin râvileri üzerinde pek çok ihtilâflar vardır. Ezcümle Hazret-i Ebû Hüreyre'nin hadîsi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e ref etmemesi üzerinde edilmiştir: Bâzı rivâyetlerinde Ümmü Seleme (radıyallahü anh) zikredilmiş, bâzılarında edilmemiştir. Keza Abdurrahman b. Haris'in Hazret-i Âişe ile Ümmü Seleme (radıyallahü anh) 'yi bizzat görüp konuştuğu ihtilaflıdır. Bâzı rivâyetlerde Ümmü Seleme'nin kölesi vasıtasıyla konuştuğu bildirilmiştir. Ancak bizzat konuştuğunu gösteren rivâyetler daha çok ve daha şahindir. Bununla beraber Hazret-i Abdurrahmâ n'-tun evvelâ köleyi göndermesi, sonra bizzat gidererek konuşmuş olması da mümkündür. Buhârî 'nin rivâyetinden anlaşıldığına göre Mervân o sırada Medine valisi bulunuyormuş. Abdurrahman (radıyallahü anh) evvelâ Ebû Hüreyre'ye gitmek istememiş, Mervân yeminle ısrar edince Ebû Hüreyre'ye gitmiş, Hazret-i Ebû Hüreyre'yi Zulhuleyfe denilen yerde arazîsi varmış, orada buluşmuşlar. Rivâyetlerin mecmuundan anlaşılıyor ki Abdurrahman in. Hazret-i Ebû Hüreyre'ye gitmek istememesi, güceneceğinden korktuğu içindir. Çünkü biribirlerine komşuymuşlar.'Mervân ısrar eıdin-ce Abdurrahmân: «Allah seni affetsin, Bu zât benim dostumdur, ben onun söylediği sözü kendisine iade etmek istemem.» demiştir. Filvaki Hazret-i Ebû Hüreyre: «Cünüb olarak sabahlıyan bir kimse o gün oruçsuzdur.» diye fetva verirmiş, Hattâ îbrâhim Nehaî ile Urvetü'bnü'z -Zübeyr ve Tâvus'un mezhepleri de buymuş. Lâkin görülüyor ki Hazret-i Ebû Hüreyre bu fetvasında işrâr etmemiş, kişe ile Ümmü Seleme (radıyallahü anhûma) nın sözlerini işitince: «Onlar bunu daha iyi bilir.» diyerek bu fetvasından dönmüştür. Zâten kendisi mezkûr fetvayı Fadl b. Abbâs'dan dinlemiş bulunuyormuş. Nevevî diyor ki: «ihtimâl Hazret-i Ebû Hüreyre'nin fetvasından cfönmesi iki hadis tearuz ettiği içindir. O, bunların arasını bulmuş ve birini tevil etmiştir. Te'vil ettiği hadis: «Bir kimse cünub olarak sabahlarsa oruç tutmasın.» rivâyetidir. Nevevî , Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) 'ın te'vil götüren sözünden dönmesine sebeb Hazret-i Âişe -ve Ümmü Seleme hadîsi olduğunu, o hadîsin daha ziyâde itimada şayan olduğunu, çünkü böyle şeyleri ezvâc-ı tâhiratm herkesden daha iyi bildiklerini söylediklerinin Kur'ân-ı Ker im'ede muvafık olduğunu beyân ettikten sonra Ebû Hüreyre hadîsinin üç vecihle te'vil edildiğini söylemiştir. Şöyle ki: 1) Hazret-i Ebû Hüreyre'nin bu fetvası efdal olan hareketi beyândır. Cünüb olan bir kimse için efdal olan şey fecir doğmazdan önce yıkanmaktır. Maamafîh buna riâyet etmez de sabahleyin yıkanırsa orucu yine caizdir. Safiîler Un mezhebi budur. Burada şöyle bir suâl hatıra gelebilir: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in sabahleyin yıkandığı sübût bulmuşken, fecir doğmazdan önce yıkanmak nasıl efdal olur?» Bu suâle Nevevî şöyle cevap vermiştir: « Peygamber , (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Sabahleyin yıkanması, bu işin cevazını bildirmek içindir. Ümmetine bir mes'eleyi beyânı tezammun ettiği için bu onun hakkında efdaldır. Zaten Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) beyânla memurdur. Bu mes'ele cevazı bildirmek için bâzı zamanlarda her azayı birer defa yıkayarak abdest almasına benzer. Halbuki abdest uzuvlarını üçer defa yıkamanın efdal olduğu malumdur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in devam üzere aldığı abdestin mâhiyeti budur. Bir çok hadisler de bu hakikati nâtıktır. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) caiz olduğunu göstermek için deve üzerinde ele» tavaf etmiştir. Malumdur ki tavafı yürüyerek yapmak efdaldır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in tekerrür eden tavafları yürüyerek vâki olmuştur. Bu mes'elenin emsali çoktur.» 2) İhtimâl Hazret-i Ebû Hüreyre hadisi cima hâlinde sabahlayıp da fecrin doğduğunu bildiği halde cimâ'a devam eden kimseye ham-ledilmiştir. Bu takdirde şüphesiz o kimsenin orucu bozulur. 3) İbn'l-Münzir'in, Beyhaki Men rivâyetine göre Ebû Hüreyre hadîsi mensûhtur. Fakat Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) onun neshedildiğini duymamış bir müddet evvelden bildiği gibi fetva vermiş, hükmün neshedildiğini duyunca fetvasından dönmüştür. İbn Münzir: «Bu bâbda benim işittiğim en güzel söz budur.» demiştir. Filhakika İslâmiyetin ilk zamanlarında oruçlu bir kimsenin uyuduktan sonra cima'da bulunması, yiyip içmesi haram kılınmıştı. Sonra bunlar neshedilmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İbadetOruç
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbOruç (Sıyâm) · Oruç (Sıyâm)
Hadis No2592
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile