وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ بْنُ هَمَّامٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ، مُنَبِّهٍ قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَاللَّهِ إِنِّي لأَنْقَلِبُ إِلَى أَهْلِي فَأَجِدُ التَّمْرَةَ سَاقِطَةً عَلَى فِرَاشِي - أَوْ فِي بَيْتِي - فَأَرْفَعُهَا لآكُلَهَا ثُمَّ أَخْشَى أَنْ تَكُونَ صَدَقَةً - أَوْ مِنَ الصَّدَقَةِ - فَأُلْقِيهَا " .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Râfi' rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdürrezzâk b. Hemmâm rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivâyet etti. Hemmâm: Bize Ebû Hüreyre'nin Resûlüllah Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den rivâyet ettikleri şunlardır... diyerek bir takım hadîsler zikretmiş ezcümle: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) «Vallahi ben bazen ailem nezdine döner de döşeğimin üzerine — yahut evimin İçine— düşmüş bir hurma bulur, yemek için onu yerden alırım. (Amma) sonradan onun sadaka — yahut sadakadan— olmasından korkarak elimden atarım.» buyurdular; demiştir. Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü'l - Lukata» ve «Kitâbü'l-Büyü»' da; Nesâî «Kitâbü'l - Lükata»'da muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. El-Muhelleb diyor ki: « Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bulduğu hurmayı yemekten çekinmesi tenezzüh içindir. Çünkü, olabilir o hurma sadaka malından düşmüştür. Caiz olan şeyler hakkında başkasının ona uyması vâcib değildir. Menınûiyetine delil bulunmadıkça eşyada asıl olan ibâhadır. Binâenaleyh şüphelerden sakınmak ancak haram mı, helâl mi olduğu bilinmesi müşkil olan ve iki mânâya da ihtimâlli bulunan yerlerdedir. Böyle bir şey'i alan kimseye haram yedi diye hüküm vermek caiz değildir zira helâl olması ihtimâli vardır. Şu kadar var ki biz verâ' ve takva kabilinden hurma mes'elesinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize uymayı müstehab addederiz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Vâbisa'ya: (Hahirlı iş nefsinin yatıştığı; günah ise kalbi gıcıklayan şeydir.) buyurmuştur.» Ebû Ömer İbn Abdilberr'e göre bir insan kalben şüphe ettiği bir şey'i terketmedikçe takvanın hakikatine vâsıl olamaz.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com