Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Zekât (no. 2418)
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً، يَقُولُ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَوْ أَنَّ لاِبْنِ آدَمَ مِلْءَ وَادٍ مَالاً لأَحَبَّ أَنْ يَكُونَ إِلَيْهِ مِثْلُهُ وَلاَ يَمْلأُ نَفْسَ ابْنِ آدَمَ إِلاَّ التُّرَابُ وَاللَّهُ يَتُوبُ عَلَى مَنْ تَابَ " . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَلاَ أَدْرِي أَمِنَ الْقُرْآنِ هُوَ أَمْ لاَ . وَفِي رِوَايَةِ زُهَيْرٍ قَالَ فَلاَ أَدْرِي أَمِنَ الْقُرْآنِ . لَمْ يَذْكُرِ ابْنَ عَبَّاسٍ .
Türkçe Çeviri
Bana Züheyr b. Harb ile Hârûn b. Abdillâh rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Haccâc b. Muhammed, İbn Cüreyc'den rivâyet etti; Dedi ki: Atâ'yi şöyle derken işittim: Ben, İbn Abbâs'ı şunları söylerken dinledim: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) «Âdem oğlunun bir vâdî dolusu malı olsa, bir misli daha olmasını İsterdi. Âdem oğlunun nefsin» ancak toprak doldurur. Ama Allah, tevbe edenin tevbesini kabul eder.» buyururken işittim. İbn Abbâs: «Bunun Kur'ari'dan olup olmadığım bilmiyorum.» demiş. Züheyr'in rivâyetinde râvî: «Bu Kur'ân'dan mıdır, değil midir, bilmiyorum...» şeklinde rivâyet etmiş; İbn Abbâs'ı zikretmemiştir. Enes ve İbn Abbâs hadislerini Buhârî «Kitâbu'r-Rukaak»'da tahrîc etmiştir. Hadîs-i şerif muhtelif lâfızlarla rivâyet olunmuştur. Bâzı rivâyetlerde: «Âdem oğlunun iki vadi dolusu matı,» diğerlerinde «Bir vadi dolusu» denildiği gibi bir rivâyette «Mal», diğer rivâyette onun yerine «Altın», başka bir rivâyette «Altın ve gümüş...» tâbirleri kullanılmıştır. Keza rivâyetlerin birinde «Âdem oğlunun karnını...», diğer rivâyette «Âdem oğlunun gölünü...», başka bir rivâyette «Âdem oğlunun ağzını...», daha başka bir rivâyette de: «Âdem oğlunun nefsini ancak toprak doldurur.» buyurulmuştur. «Doldurur» yerine «Doyurur» denilmiştir. Rivâyetlerin birinde Karnını», ikincisinde «gözünü», üçüncüsünde «ağzını doldurur.» buyurulmasından murâd: Hakikaten toprak doldurmak değil, kinaye suretiyle ölümdür. Çünkü insanın karnına veya ağzına toprak dolmasını istilzam eden şey: ölümdür. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu sözü ile: «İnsan ölünceye kadar dünyâya doymaz.» demek istemiştir. Binâenaleyh rivâyetlerin arasında lâfız farkları bulunmakla beraber hepsi ayni mânâyı ifâde ederler. Bazıları: «Bütün rivâyetleri ayni mânaya almak hadisin râvîleri muhtelif olduğuna göre güzel bir şeydir. Fakat râvileri ayni zevat olduğuna göre ibarelerin muhtelif sekililerde nakledilmesi râvilerin tasarrufundan ileri gelir.» demişlerdir. Aynî , ibare değişikliğini râvîlere nisbet etmektense Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e havale eyleminin evlâ olduğunu söylüyor. Zira râvîlere nisbet edilirse onlar, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ifâdesini değiştirmekle itham edilmiş olurlar. Burada şöyle bir suâl hatıra gelebilir: «Âdem oğlunun içini yahut karnını ancak toprak doldurur» ifâdesinin mânâsı açıktır. Fakat hadisin bâzı rivâyetlerinde bunların yerine Nefsini», bâzılarında «ağzını», diğerlerinde «Gözünü doldurur.» denilmiştir. Bunun vechi nedir? Cevâp: Nefis kelimesi ile insanın bedeni ifâde edilmiş" ve küllü zikir cüz'ü irâde kabilinden karnı kastedilmiştir. Ağzın zikredilmesi; karın boşluğuna yol olması hasebiyledir. Göze gelince: Göz matlûb olan şeyler hususunda asıldır. Çünkü insanın beğenip isteyeceği şeyleri o görür. Ekseri rivâyetlerde bunların yerine karın zikredilmiştir. Çünkü insanın mal istemesi: ekseriyetle yiyip içmek ve lezzetyâp olmak içindir. Bittabiî yenilen içilen şeyler karındaki mideye giderler. Tıybî diyor ki: « Bu hadîsi n sonunda (Âdem oğlunun karnını ancak toprak doldurur.) buyurulmasi: Ondan önceki beyanâtın tezyil ve takriri mesabesindedir. Sanki şöyle denilmiştir: Topraktan yaratılan insanı ancak toprak doyurur.» Hadis-i şerif, ekseriyetle insanların dünyâya tamahkâr olduklarını bildirmektedir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in: «Allah, tevbe edenlerin tevbesini kabul eder.» buyurması da bu mânâyı te'yid etmektedir. Çünkü son cümlenin mânâsı: «Allah hırs, tama' ve şâir kötü hasletlerden tevbe edenin tevbesini kabul eder.» demektir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbZekât · Zekât
Hadis No2418
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.