وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ مُحَمَّدِ، بْنِ أَبِي إِسْمَاعِيلَ بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bu kayıttaki metin
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrahîm b. Süleyman rivâyet etti. H. Bize Muhammed b. Beşşâr da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Saîd rivâyet etti. H. Bize İshâk dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Üsâme haber verdi. Bu râvîlerin hepsi Muhammed b. Ebî İsmail'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivâyet etmişlerdir. Suat: Sâi'nin cem'idir; «Zekât me'mûru» mânasına gelir. Mûsaddik dahi: Zekât me'mûru, demektir. Zekât me'mûrunu hoşnûd etmek, farz olan zekâtı ona vermek ve ona hüsn-ü muamelede bulunmakla olur. Nevevî diyor ki: «Bu, zevat me'mûrunun fâsiklık yapmadığına göredir. Fâsiklık yaparsa me'mûr azlolunur, zekâtı ona vermek îcâb etmez. Hattâ verilse, zekât yerine geçmez. Zülüm ma'siyetsiz de olabilir. Çünkü haddi tecâvüzden ibarettir. Bunda mekruhlar da dâhildir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com