Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Cenazeler (Cenâiz) (no. 2197)
وَحَدَّثَنِي ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا أَبَانٌ، كُلُّهُمْ عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ . وَفِي حَدِيثِ سَعِيدٍ وَهِشَامٍ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْقِيرَاطِ فَقَالَ " مِثْلُ أُحُدٍ " .
Türkçe Çeviri
Bana İbn Beşşâr rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muâzü'bnü Hişâm rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana babam rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn'l - Müsenna rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Ebî Adiyy, Saîd'den naklen rivâyet etti. H. Bana Züheyrü'bnü Harb da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Affân rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebân rivâyet etti. Bu râvîlerin hepsi bu is-nâdla, bu hadîsin mislini Katâde'den rivâyet etmişlerdir. Said ile Hişâm'ın hadislerinde: « Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e kîrât soruldu da; — Uhut Dağı gibidir; buyurdular.» ibaresi vardır. Hazret-i Âişe hadîslerini Buhârî , Nesâî ve İbn Mâce ; Ebû Hüreyre hadîsini dahi Ebû Dâvûd , Tirmizî ve keza Nesâî ile İbn Mâce muhtelif râvîler-den tahrîc etmişlerdir. Bu bâbda Hazret-i Sevbân hadisinden maada Berâ’ (radıyallahü anh) ile Abdullah b. Mugaffel ve Ebû Saîd-i Hudrî, Übeyy b. Kâ'b ve İbn Ömer (radıyallahü anhüma) hazerâtından da rivâyetler vardır. Berâ' ile Abdullah b. Mugaffel hadislerini Nesâî : Ebû Saîd-i Hudrî hadîsini İbn Ebû Şeybe; Ubeyy b. Kâ'b (radıyallahü anh) hadîsini İbn Mâce tahrîc etmişlerdir. Rivâyetlerin hepsi hemen hemen ayni hükmü ifâde etmektedirler. Kirmânî 'nin beyânına göre, kîrâd: Yarım dânık, demektir. Dânık: Dirhemin altında biridir. Fakat burada ondan mûrâd: Nasipdir. Bazıları: «Kirât, dinâr'ın cüzlerinden bir cüz olup, ekseri memleketlerde dinâr'ın onda birinin yansıdır.» derler. Şam' lılara göre, kîrât: Dirhemin yirmidört cüz'ünün biridir. Bazıları: «Kîrât, dirhem'in altıda birinin yarısıdır.» demiş; bir takımları burada ondan bu gibi mikdârlar kastedilmeyip, Allah ındinde malûm olan cüzlerden bir cüz murâd edildiğini: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in onu Uhut Dağı ile temsil ederek anlatmağa çalıştığını söylemişlerdir. Tıybi'ye göre «Uhut Dağı gibi» tâbiri, kîrât'in tefsiri değil; maksadın izahıdır. Bu hadîsden murâd: Cenazeye iştirak eden kimse sâde namaz kılmakla iktifa ederse bir, defnine de iştirak ederse iki ecir nasiple döneceğini anlatmaktır. Bu rivâyetlerde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in sevap miktarını kıratla ifâde etmesi, o zamanlar ekseriyetle muamelat ki-râtla yapıldığı içindir. Bu sebeple kîrât lâfzı bir çok hadislerde vârid olmuştur. Bunların bazıları mâruf olan kirât mânâsına alınmış, bir takımları da cüz mânâsına hamledilmiştir. İki kirâtın iki büyük dağ gibi olmakla temsil buyurulması istiare tariki iledir. Maamâfih hakikat murâd edilmiş olması da mümkündür. Bu takdirde Teâlâ Hazretleri kıyâmet gününde bu gibi zevatın amellerini mücessem bir şekilde halk edecek ve her kirâtın büyüklüğü Uhut dağı kadar olacak demektir. Uhut dağı ile temsil dahi muhatapların ekserisi onu gerektirdiği gibi bildiklerindendir. Bazıları: «Uhut dağı ile temsil, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Uhut, bizi seven bir dağdır; biz de onu severiz; buyurduğu içindir.» demişlerdir. Büyüklüğünden dolayı onunla temsil yapıldığını söyleyenler de vardır. Hazret-i İbn Ömer'in Ebû Hüreyre çok oluyor...» sözünden muradı: Kirmânî 'ye göre: Ya ecri söylemekte yahut hadîs rivâyeti husûsundadır. Çok hadîs rivâyet, ettiği için bu bâbta rivâyeti karıştırmış olacağından korkmuştur. Yoksa «Ebû Hüreyre işitemediği bir şeyi rivâyet etmiştir.» demek istememiştir. Zira her ikisinin de pek yüksek mertebelerde bulunmaları, onlar hakkında böyle Şeyle düşünmeye manîdir. Rivâyete göre Ebû Hüreyre mes'eleyi duyunca İbn Ömer'e gelmiş; birlikte Hazret-i Âişe 'nin huzuruna giderek tahkîkaatta bulunmuşlar; Âişe (radıyallahü anha) bu hadîsi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den işittiğini onlara da söylemiş. Bunun üzerine Ebû Hüreyre, İbn Ömer'e dönerek »Beni Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den ne kırda ağaç dikmek, ne de çarşıda alışveriş yapmak meşgul etmiştir. Bütün işim gücüm onun verdiği lokmayı yemek ve öğrettiğini bellemektir.» demiştir. İbn Tin diyor ki: «İbn Ömer bundan gussa etmiş değil; Ebû Hüreyre' nin yanıldığından korkmuştur. Yahut kendisine Ebû Hüreyre' nin bu hadîsi merıû olarak rivâyet ettiği nakledilmemiş de, onu kendinden söylüyor sanmış ve reddetmiştir.» İbn Ömer' in: «Vallahi biz bir çok kirâtlarda kusur ettik.» demesi: Bir çok cenazelerin defninde bulunmadığına işarettir. Acaba iki kîrât sevap mücerred cenazeyi kabre indirmeyle hâsıl olur mu, yoksa defn işi bitip de, sıra kabrin üzerine toprak atmaya geldikte mi yahut kabristanda yapiacak işler tamâmiyle bittikten sonra mı verilecektir? Bâbımız rivâyetleri hatıra gelen bu husûsâtın her birini mevzubahis etmişlerdir. Rivâyetlerin bâzılarında iki kîrâtın neden ibaret olduğunu kimin sorduğu beyân edilmemişse de. Ebû Avâne'nin rivâyetinde soranın bizzât Ebû Hüreyre. cevap verenin de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) olduğu beyân edilmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbCenazeler (Cenâiz) · Cenazeler (Cenâiz)
Hadis No2197
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.