وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى بْنُ مُعَاذِ بْنِ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَاخْلُفْهُ فِي تَرِكَتِهِ " . وَقَالَ " اللَّهُمَّ أَوْسِعْ لَهُ فِي قَبْرِهِ " . وَلَمْ يَقُلِ " افْسَحْ لَهُ " . وَزَادَ قَالَ خَالِدٌ الْحَذَّاءُ وَدَعْوَةٌ أُخْرَى سَابِعَةٌ نَسِيتُهَا .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Mûse'l-Kattân El-Vâsıtî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Müsennâ b. Muâz b. Muâz rivâyet etti. (Dedi ki) . Bize babam rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ubeydullah b. Hasen rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hâlid-i Hazza bu İsnâdla, bu hadîsin benzerini rivâyet etti. Yalnız o: «Terekesinde ona halef ol.» dedi, bir de: «Ya Rabbi! Kabrinde ona genişlik ver.» cümlesini söyledi; «Onun için genişlet...» tabirini söylemedi. Hâlid-i Hazza': «Yedinciyi teşkil eden bir duâ daha vardı ama ben onu unuttum.» İfadesini ziyade etmiştir. tâbiri bâzı rivâyetlerde şeklinde zaptedümiştir. Bunların ikisi de doğrudur. Ve her ikisinin mânâsı-. Gözü dikildi, bir noktaya bakıp kaldı; demektir. Nitekim bundan sonraki rivâyette bu mânâ tasrih edilmiştir. Cevheri, İbn's-Sikkit'dennaklen «Şakkabasaru’l-Mey yiti» denilir. Fakat «Şakka'l-Meyyitu basarahû» deme, dediğini bildirmiştir. Burada «gözü dikilmek» den murâd: Ölüm hâlinde bulunup, bir noktaya bakmak; gözünü başka yere çevirememektir. Gözün ruhu tâkib etmesinden murâd: Ruh cesetten ayrıldığı vakit gözün onun arkasından bakmasıdır. -«Arkasında kalanları içinde sen ona halef ol.» cümlesinden murâd-. «Çocukları veya torunları içinde onun halîfesi sen ol Yâ Rabbî! Onların rızkını ve hayâtlarım sen tekeffül buyur.» demektir. Ulemâya göre, ölen kimsenin gözlerini yumdurmaktaki hikmet: Bundan hâsıl olacak çirkinliği önlemektir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com