Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · İman · 509← ÖncekiSonraki →
⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · İman · 508 kaydında.
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ‏}‏ وَرَهْطَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ ‏.‏ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى صَعِدَ الصَّفَا فَهَتَفَ ‏"‏ يَا صَبَاحَاهْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا مَنْ هَذَا الَّذِي يَهْتِفُ قَالُوا مُحَمَّدٌ ‏.‏ فَاجْتَمَعُوا إِلَيْهِ فَقَالَ ‏"‏ يَا بَنِي فُلاَنٍ يَا بَنِي فُلاَنٍ يَا بَنِي فُلاَنٍ يَا بَنِي عَبْدِ مَنَافٍ يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏"‏ فَاجْتَمَعُوا إِلَيْهِ فَقَالَ ‏"‏ أَرَأَيْتَكُمْ لَوْ أَخْبَرْتُكُمْ أَنَّ خَيْلاً تَخْرُجُ بِسَفْحِ هَذَا الْجَبَلِ أَكُنْتُمْ مُصَدِّقِيَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا مَا جَرَّبْنَا عَلَيْكَ كَذِبًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنِّي نَذِيرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ أَبُو لَهَبٍ تَبًّا لَكَ أَمَا جَمَعْتَنَا إِلاَّ لِهَذَا ثُمَّ قَامَ فَنَزَلَتْ هَذِهِ السُّورَةُ تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَقَدْ تَبَّ ‏.‏ كَذَا قَرَأَ الأَعْمَشُ إِلَى آخِرِ السُّورَةِ ‏.‏
Asıl metin · Müslim · İman · 508
Bize Ebû Küreyb Muhammed b. El Alâ'da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Üsame, A'meş'ten, o da Amr b. Murra'dan, o da Sa'id b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen rivâyet etti. Dedi ki: Şu "En yakın hısımlarını ve onlardan en seçkin kabileni İnzâr et." âyet-i kerimesi nâzil olunca Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) Safa dağı üzerine çıkarak «Baskın var!..» diye seslendi (Müşrikler) : — Bu haykıran kimdir? dediler, (görenler) : — Muhammed. Diye cevap verdiler. Bunun üzerine onun yanına toplandılar. Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) : — «Ey filân oğulları! Ey filân oğulları! Ey filân oğulları! Ey Abdi Menaf oğullan! Ey Abdulmuttalip oğulları!» diye hitapta bulundu. Hemen yanına toplandılar. Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) (onlara) : — «Ne dersiniz? Sİze şu dağın eteğinden bir takım atlıların çıkıp geldiğini haber versem beni fastik eder misiniz?» dedi Müşrikler: — «Biz senin hiç bir yalanını tutmuş değiliz» dediler. Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) : — «O halde ben size şiddetli bir azabın önünde (o azabı haber veren) bir nezırim» buyurdular. Bunun üzerine Ebû Leheb: — «Yazıklar olsun sana! Bizi bunun için mi topladin » dedi sonra kalkıp gitti. Arkasından şu sûre nâzil oldu: "Ebû Leheb'in elleri kurusun ve hem de hakikaten kurumuştur..." A'meş sûrenin sonuna kadar bu tarzda okumuştur.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, İman (no. 509)
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ صَعِدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ الصَّفَا فَقَالَ ‏"‏ يَا صَبَاحَاهْ ‏"‏ ‏.‏ بِنَحْوِ حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ وَلَمْ يَذْكُرْ نُزُولَ الآيَةِ ‏{‏ وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ‏}‏
Bu kayıttaki metin
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Küreyb'de rivâyet ettiler; dediler ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten bu isnadla rivâyet etti: Dedi ki: Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün Safa dağına çıkarak «Baskın var!..» diye nida etti... Ve hadisi Ebû Üsame hadisi gibi rivâyet etti. (Yalnız bu rivâyette) : «Yakın hısımlarını inzâr et!..» âyetinin nüzulünü zikretmedi. Ebû Bekr İsmâîlî: Yukarıdaki Ebû Hüreyre rivâyetiyle buradaki İbn Abbâs rivâyeti hakkında söz etmiş ve: «Ebû Hüreyre'nin bu rivâyeti ile İbn Abbâs'in rivâyeti mürseldirler. Çünkü bu âyet Mekke'de nâzil olmuştur; İbn Abbâs o zaman küçüktü Ebû Hüreyre ise (sonraları) Medine'de müslüman olmuştur.» demişse de kendisine cevap verilmiş ve: «Onlar bu hadisi ya Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den yahut bir sahâbîden işitmiş olabilirler.» denilmiştir. Nevevî diyor ki: İbn Abbâs hadisinin, zahirine bakılırsa «Ve onlardan en seçkin kabileni» ibaresi âyet olarak nâzil olmuş sonra tilâveti neshedilmiştir. Buhârî 'nin rivâyetinde bu ziyade yoktur. A'meş «Mesed» sûresini sonuna kadar okumuş yalnız meşhur olan kıraetin hilâfına tahkik edatı olan «Kad» kelimesini ziyade etmiştir. «Sûre» kelimesi hemze ile «Sû're» şeklinde okunabilir. Fakat meşhur kıraeti hemzesiz olanıdır. Sûre okunduğuna göre kelime yükseklik mânasına gelen sûr'dan alınmıştır. Sû're ise sû'rdan alınmış olup bakiyye mânasına gelir. Ebû Lehb, kelimesi Ebû Lehb şeklinde de okunur. Ebû Lehb'in ismi Abdul Uzzâ b. Abdümuttalib'tir. Yani bu adam Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Nesebce amcası dır. Bazıları kendisine Ebû Leheb künyesinin verilmesi Leheb adında bir oğlu olduğu içindir demişler bir takımları yanaklarının pek kırmızı olduğu için daha başkaları" yüzü pek güzel olup alev gibi parladığı için kendisine Ebû Leheb' (Yani Alemin babası) denildiğini söylemişlerdir. Ona bu künyenin verilmesi akibetine-de muvafık düşmüştür. Çünkü ebedî olarak cehennemin alevli ateşinde azab görecektir. Ebû Leheb Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in en büyük düşmanlarından biridir. Bu düşmanlığı ölünceye kadar devam etmiştir. Hatta Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e «Yazıklar olsun sana bizi bunun için mi topladin?» demesi de bu eziyetler cümle-sindendir. Âyet-i kerimede Ebû Leheb hakkında: «Elleri kurudu» buyurulmuş-tur. Bundan murad helâk oldu demektir. Mezkûr âyet sûrede iki defa tekrar edilmiştir. Bunlardan birincisi Ebû Leheb'in helâki için beddua ikincisi hakikaten helâk olduğunu ihbardır. Âyet-i kerimede mecaz-i mürsel kabilinden el zikredilmiş bütün vücudun helâki murad olunmuştur. Kâdı îyâz diyor ki: «Bu -sûre île kâfire künye verilmesinin caiz olduğuna istidlal edilmiştir. Bu hususta ulemanın ihtilâfı vardır. İmaırr-ı Mâli k'ten bir rivâyete göre caiz bir rivâyete göre de mekruhtur. Bazıları kâfirin kalbini yatıştırmak: için ona künye verilebilir. Aksi takdirde verilemez. Çünkü künyede ta'zim ve hürmet vardır. Allahü teâlâ’nın Ebû Lehebe künye vermesi bu kabilden değildir. Demişlerdir. İsminin Abdul Uzzâ olması hususunda hiç bir delil yoktur. Bu tesmiye bâtıldır. Onun için de künyesi ile anılmıştır. Bazıları Ebû Leheb onun künyesi değil lâkabıdır. Künyesi Ebû Utbedir, derler. Ona Ebû Leheb denilmesi âyet sonlarındaki kelimelerin mücaneseti içindir diyenler de vardır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İman
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · Bâbİman · İman
Hadis No509
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile