Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, İman (no. 381)
وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدٍ، يُحَدِّثُ هَذَا فَقَالَ فِي حَدِيثِهِ فَضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ بَيْنَ عُنُقِي وَكَتِفِي ثُمَّ قَالَ " أَقِتَالاً أَىْ سَعْدُ إِنِّي لأُعْطِي الرَّجُلَ " .
Türkçe Çeviri
Bize Nasen el-Hulvani dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ya'kub rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize, Babam, Sâlih'den, o da İsmail b. Muhammed' den naklen rivâyet etti. Dedi ki: Ben Muhammed b. Sa'd'ı bu hadisi rivâyet ederken dinledim. Rivâyeti esnasında şöyle dedi: Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) omuzumla ensem arasına eliyle dokunarak: «Müdafa'amı ediyorsun? Ey Sad! Ben adama veriyorum işte!» buyurdular. Bu hadisi Buhârî ile Ebû Dâvûd da tahriç etmişlerdir. Sahih-i Buhârî 'deki yeri: «Kitabü’l-iman» ve «Kitabu'z-Zekât» tır. Hadisin bir tariki hususunda İmâm Müslim 'e itiraz edilmiştir. Çünkü bu tarikde Müslim hadisi Süfyân b. Uyeyne vasıtasiyle Zühri'den rivâyet etmektedir. Halbuki Humeydi, Said b. Abdirrahman ve Muhammed b. Sabbâh, Süfyan'la Zühri'nin arasında Mamer'i de zikrederler. Mahfuz olan da budur. Müslim onu senedden düşürmüştür. Btı itiraza Nevevî şu cevabı vermiştir; « Süfyân'ın bu hadisi bir defa Zühri'den, bir defa da Ma'mer'den dinlemiş; ve her iki veçhe göre rivâyet etmiş olması muhtemeldir. Binaenaleyh rivâyetlerin biri diğerine dokunmaz,» Sarihlerden bazıları Nevevî nin sözünü de cây-i te'emmül bulmuş; fakat vechini beyân etmemiştir. Bu te'emmülün vechini Buhârî sarihi Aynî şöyle izah ediyor: Cami' denilen kitaplarda olsun, müsned-lerde olsun Süfyân b. Uyeyne'nin rivâyetleri hep Ma'mer vasıtasile Zuhrî'dendir. Rivâyetler Mamer'i zikretmekte bir birini tutarlar. Senedden Ma'mer'i düşüren, yalnız Müslim 'dir. Halbuki Müslim 'in şeyhi Muhammed b. Yahya'nin «Müs-ned» inde Ma'mer zikredildiği gibi Ebû Nuaym'in «Müstahrec »inde de mevcutdur. Ebû Mes'ud «El-Etraf» nâm eserinde buradaki vehmin râvi İbn Ebî Ömer'den geldiğini söylemektedir. Müslim 'e rivâyet ederken onun vehmetmiş olması muhtemeldir; fakat bu ihtimal teayyün etmiş değildir. Vehim Müslim 'den de olabilir; Nevevî 'nin dediği gibi de. İhtimâl kapısı açıktır.» Raht'ın mânası hususunda çok ihtilâf edilmiştir. Raht: sayıları ondan aşağı olan erkeklerdir; diyen olduğu gibi: üçten ona kadar olan cemaattır; yediden ona kadar olan cemaattır; sayılan yediden üçe kadar inen cemaattır; diyenlerde olmuştur. Kelime ism-i cemi' olup kendi lâfzından müfredi yoktur. Bazan bu kelime on kişi hakkında kullanılır. «Rahtu'r-racül» yani kişinin rahatı tâbiri: babasının oğulları, kabilesinin adamları mâna-larınadır. Cem'i erhut ve erhât; cem'inin cem'i de: erâhit ve erâhît gelir. Bu kelime adetle birlikde kullanılırsa şahıs, kişi mânası ifâde eder. «se-lâsetü raht in» üç kişi demektir. Hadis-i şerif Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in bir atıyye ve ihsan tevzini anlatıyor. Hazret-i Sad b. Ebî Vakkas (radıyallahü anh) 'ın görüp hikâye ettiği bu taksimde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) imanı zaif olan bazı kimselere ihsanda bulunmuş; dinî bütün fakir müslümanlar-dan bazılarına bir şey vermemiştir. Bunu gören Sa'd (radıyallahü anh) «Yâ Resulâllâh, filâna da ver; çünkü mü'mindir.» demiş; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buna sadece «yahud müslimdir.» cevabını vermekle iktifa etmiştir. Bu sözden muradı: «Filân mü'min'dir, diye kestirip atma; çünkü kalben inanıp inanmadığını bilmezsin. Mü'min diyeceğine müslim, de zira müslim: teslim olan mânasına gelir.» demektir. Hazret-i Sa'd'in gösterdiği zatın ismi Cail b. Sürâka'dır. Fukara'dan bir zât olup Uhud ve diğer gazalara iştirak etmişti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in onu bırakıp da imanı zaif olanlara vermesi ona bir şey vermese de dininden dönmeyeceğini bildiği içindir. İmanı zaif olanlara atiyye ve ihsanda bulunması ise kalplerini İslâmiyete yatıştırmak içindir. Bunlara «müellefe-i kulûb» denilir. Nitekim Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de: «Allah onu yüzü üstü cehenneme atmasın diye veriyorum.» buyurarak bu ciheti izah etmiştir. Böyle tepe taklak cehenneme atılmasına sebep: Kendisine bir şey verilmediği takdirde irtidâd etmesi yahud Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i cimrilikle ithamda bulunarak dinden çıkmasıdır. Tepe taklak cehenneme atmak, küfürden kinayedir. Çünkü bu mâna küfrün lâzımıdır. İbarede lâzım zikredilmiş; melzunı murâd olunmuştur. Hadisin zahiri: «De ki: Siz iman etmediniz; bari müslüman olduk deyin!» âyet-i kerimesine uymaktadır. İkinci rivâyette Hazret-i Sa'd kendinden bahsettiği halde: «Ben de aralarında oturmakta iken» demeyip: «Sa'd'da oturmakta iken...» ifâdesini kullanması ve keza beğenen Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) olduğu halde «en çok beğendiği» demeyip «en çok beğendiğim» demesi bedî' ilmine göre birer iltifattır. «Sa'd'da aralarında oturmakta iken...» ibaresi tecrid de olabilir. Yani kendinden bir şahıs tecrid ederek sanki oturan başka biri imiş gibi göstermiştir. Hasılı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) sevdiği ve takdir ettiği fakir bir muhacir olan Cail (radıyallahü anh) 'a bir şey vermeyerek müellefe-i Kulûba vermesinin iki sebep ve hikmete istinâd ettiğini Hazret-i Sa'da tenbih eylemiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İman
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · Bâbİman · İman
Hadis No381
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.