حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ زِرٍّ، قَالَ قَالَ عَلِيٌّ وَالَّذِي فَلَقَ الْحَبَّةَ وَبَرَأَ النَّسَمَةَ إِنَّهُ لَعَهْدُ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَىَّ أَنْ لاَ يُحِبَّنِي إِلاَّ مُؤْمِنٌ وَلاَ يُبْغِضَنِي إِلاَّ مُنَافِقٌ .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Bekir İbn Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Veki' ile Ebû Muâviye, A'mesden rivâyet ettiler. H. Bize Yahya b. Yahya dahi rivâyet etti. Bu lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Adiy b. Sâbit'den, o da Zırr'den naklen haber verdi. Zirr Dedi ki: Aliy şunları söyledi: «Dâneyİ yaran ve insanı yaratan Allâha yemin ederim ki, beni raü'-mimjen başkasının sevmemesi ve munâfıkdan başkasının bana buğzetme-mesi ûmmî olan Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bana kat-i bir ahdu peymamdır.» Dâneyi yaratmaktan murad ondan nebat çıkararak büyütmektir. Neşeme: însan demektir. Nefis ma'nasına olduğunu söyleyenler de vardır. Ezheri, nesemenin nefis ma'nasına geldiğini ve can taşıyan her hayvana neşeme denildiğini hikâye eder. Ümmî: okuma yazma bilmeyen demektir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ümmî idiler. Onun bu hâli Peygamber liğine delâlet eden en büyük mucizelerinden biridir. Hazret-i Aliyü'bnü Ebî Tâlib (radıyallahü anh) ’ın Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e ne derece yakın akraba hatta onun damadı olduğunu, İslâmiyet uğurunda gösterdiği yararlıkları ve Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kendisini son derece severek takdir ettiğini bilen bir kimsenin onu bundan dolayı sevmesi imân ve İslâmının sıdkı-na delâlet eder. Yine bu sebepten ona buğzeden şüphesiz münafık olur. Diğer ashâb-ı kirâmı sevmenin veya onlara buğzetmenin hükmü de budur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com