حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ الرَّيَّانِ، وَعَوْنُ بْنُ سَلاَّمٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، كُلُّهُمْ عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سِبَابُ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ وَقِتَالُهُ كُفْرٌ " . قَالَ زُبَيْدٌ فَقُلْتُ لأَبِي وَائِلٍ أَنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ يَرْوِيهِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ شُعْبَةَ قَوْلُ زُبَيْدٍ لأَبِي وَائِلٍ .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Bekkâr b. er-Reyyân ile Avn b. Sellâm rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Talha rivâyet etti. H. Bize Muhammed b. el-Müsennâ da rivâyet etti. (Dedi ki) ; Bize Abdurrahman b. Mehdi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyân rivâyet etti. H. Bize yine Muhammed b. el-Müsennâ rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be rivâyet etti. Bunların hepsi Zübeyd'den, o da Ebû Vâild'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivâyet ettiler. İbn Mes'ud Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Müslümana söğmek fisktır. Onunla çarpışmak ise küfürdür» buyurdular. Zübeyd Dedi ki: «Bunun üzerine ben Ebû Vâile; Bunu Abdullah Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen rivâyet ederken ondan sen mi işittin?» dedim «Evet» dedi. Amma şu'be'nin hadisinde Zübeyd'in Vâile söylediği söz yoktur. Hadis müttefekun. aleyhdir. Buhârî onu «Kitabü’l-imân», «Kitabii'l-Edeb» ve «Kitabü'l-Fiten» de tahric ettiği gibi diğer hadis İmâmlarından Tirmizî , Nesâî , İbn Mâce , Ahmed b. Hanbel ve başkaları da rivâyet etmişlerdir. Sebb: lügatte söğmek ve bir kimsenin namusunu lekeleyecek şekilde konuşmaktır. Sibâb'da ayni ma'naya gelir. Bazıları bunun mufa'ale Bâbından masdar olduğunu ve söğüşmek ma'nasına geldiğini, diğerleri sebb ma'nasına isim olduğunu söylerler. İbrâhimü'l-Harbî sibâbın ma'naca sebbden daha şiddetli olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre sibâb bir kimse hakkında o kimsede bulunan bulunmayan bütün ayıbları söylemektir. Fisk ve füsûk: lügatte hak yoldan ve tâatten çıkmaktır. Hatta fare, deliğinden çıktığı için ona bile araplar «Füveysika» derler. Kıtâl'den murad, mukaatele yani çarpışma ve harbetmedir. Maamâfih muhasama yani düşmanlık ma'nasına da kullanılmış olabilir; çünkü araplar muhasamaya da mukaatele derler. Hadisten murad: Bir müslümana haksız yere söğüp saymak bilicma' haramdır. Bu işi yapan fâsiktir. Cezası te'dib olunmaktır. Haksız yere müslümanla kavga ve çarpışma yapan ise ehl-i hakk müslümanlara göre dinden çıkmak ma'nasına küfretmiş olmaz. Ancak müslümanla harbetmenin helâl olduğuna inanırsa o zaman dinden çıkar. Fakat mesele yine de ihtilaflıdır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com