Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · İman · 180← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, İman (no. 180)
وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ بْنِ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْحَارِثُ بْنُ الْفُضَيْلِ الْخَطْمِيُّ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، مَوْلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا كَانَ مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ وَقَدْ كَانَ لَهُ حَوَارِيُّونَ يَهْتَدُونَ بِهَدْيِهِ وَيَسْتَنُّونَ بِسُنَّتِهِ ‏"‏ ‏.‏ مِثْلَ حَدِيثِ صَالِحٍ وَلَمْ يَذْكُرْ قُدُومَ ابْنِ مَسْعُودٍ وَاجْتِمَاعَ ابْنِ عُمَرَ مَعَهُ ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bu hadisi bana Ebû Bekir b. İshâk b. Muhammed de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Ebi Meryem haber verdi. (Dedi ki) : Bize Abdülâziz b. Muhammed rivâyet etti. Dedi ki: Bana el-Hâris b. el-Fudayl el-Hatmiy Ca'fer b. Abdillâh b. el-Hakem'den, o da Abdurrahman b. el-Misver b. Mabrama'dan, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in âzadlısı Ebû Râfi'den, o da Abdullah b. Mes'ûd'dan naklen Salih'in hadisi gibi haber verdi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar: «Hiç bir peygamber gelmemiştir ki, o peygamber in yolunda yürüyen ve sünnetini sünnet edinen bir takım havarileri olmasın.» Yalnız Ebû Râü', İbn Mes'ud'un gelişini ve İbn Ömer'in onunla buluşmasını zikretmemitir. Hadisin isnadında birbirinden rivâyette bulunan dört dane tabiî bir araya gelmiştir ki, nâdirattan sayılır. Bunlar: Salih, Haris, Cafer ve Abdurrahman'dırlar. Ümmet: Bir peygamber in tabileri ve ashabı den. iktir. Bazen peygamber in dine da'vet ettiği kimseler ma'nasında umumi olarak kullanılır. Bu takdirde ümmetin ma'nasında kâfirler de dâhil olduğundan müslümanlara ümmet-i icabet, kâfirlere ümmet-i dâ'vet denilir. Maamafih ekseriyetle birinci ma'nada kullanılır. Havârî: Yardımcı, hâlis ve çamaşırcı ma'nalanna gelir. Burada havarilerden murâd; lügat ulemasından Ezheri ile diğer bazılarına göre peygamber lerin en yakın ve her türlü kusurdan azade dostlarıdır. Bir tamamları: «Havariler, peygamber lerin yardımcılarıdır...» demiş; başkaları mücahidler ma'nasına geldiğini söylemişlerdir. «Havariler, peygamber lerden sonra onların yerine halife olabilecek kimselerdir.» diyenler de olmuştur. Bu hadis zahiren; «Bir peygamber gelir onunla bir veya iki kişi beraber olur; başka bir peygamber gelir; onunla beraber kimse yoktur.» hadisine muarız görünürse de hakikatta aralarında muâraza yoktur; çünkü buradaki hadisden murad ekseriyettir. Yani ekseriyet itibariyle her peygamber in ümmetinden havarileri vardır; demektir. Yahut ibareden sıfat hazfedümiştir. Ma'na: Tâbi'leri bulunan hiç bir peygamber yoktur ki, ümmetinden havarileri olmasın; demektir. Bazıları: « Bu hadis Nebiler hakkındadır. Tabiî bulunmayanlardan bahseden hadis ise Resule mahsustur.» diyerek iki hadisin başka başka ma'nalar taşıdığını iddia etmişlerdir. İbarede atıf harflerinden (sümme) nin kullanılması, Peygamber lerin sünnetlerinin değiştirilmesi; kendilerinden çok zaman sonra olduğuna ten-büı içindir. Rütbede uzaklık bildirmek için kullanılmış olması da caizdir. (Sümme) ’den sonra gelen zamîr, nahiv ulemâsının «zamir-i kıssa» namını verdikleri zamirdir. Bu zamirle müzekkere işaret edilirse ona «zamir-i sân» derler. Mânâ şudur: Bilahare bu selef-i salibinin ardından Öyle kötü bir nesil gelir ki, bunların diyanetten hiç bir nasibi olmaz. Hulûf: Halfin cem'idir; ve arkadan gelen kötü nesil manasınadır, Halef ise hayırh nesil demektir. Meşhur olan bu ise de lisân ulemâsından bir çokları bahusus Ebû Zeyd: «Bu kelime ister halef ister half okunsun, hayırlı ve hayırsız nesil manasında kullanılır» demişlerdir. Bazıları kötü nesil ma'nasına kelimenin (Halef) okunabileceğini, fakat; hayırlı nesil manasına (Halh) şeklinde okunamayacağını ileri sürmüşlerdir. Kanaat: Medine-i Münevvere'de bir vadidir. Kenarında Medinelilerin malları vardır. Bu kelime bâzı esas nüshalarda buradaki gibidir; ve hem alem, hem müennes olduğu için gayri munsariftir. Fakat ekseriyetle esas nüshalarda ve Müslim 'in ekseri râvileri tarafından: t şeklinde zabtolunmuştur. Finâ' avlu içi ma'nasınadır. Kâdi Iyâz Semerkandî'nin rivâyetinde kelimenin (kanâat) olduğunu söylemi ştirki, doğrusu da odur; finâ' rivâyeti hata ve tasniftir. Sâlih'in: «Böyle bir hadis hakikaten Ebû Râfi'den rivâyet olundu.» sözü üzerine Kâdi Iyâz (rahimehüllah) şunları söylemiştir: Bunun ma'nası şudur: Salih b. Keysân senedde İbn Mes'ud'u hiç zikretmeden: bu hadis Ebû Râü'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen rivâyet olunmuştur; demiştir. Filvaki' Buhârî bu hadisi tarihinde muhtasaran: Ebû Râfi'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den diyerek rivâyet ekmiştir. Ebû Aliy el'-Ceyyânî, Ahmed b. Hanbel 'in: « Bu hadis mahfuz değildir. Hem bu söz İbn Mes'ud'un sözüne benzemiyor. İbn Mes'ud: «Benimle buluşuncaya kadar sabredin, diyor.» dediğini söylemiştir. İbn Salâh da diyor ki: « Bu hadisi Ahmed b. Hanbel (rahimehüllah) inkâr etmiştir. Amma onu el-Hâris'den hep mevsuk râvilerden müteşekkil bir cemaat rivâyet etmiştir. Zaif râviler hakkında yazılan kitaplarda biz El-Hâris'in zikredildiğini görmedik. İbn Ebi Hatim’in kitabında Yahya b. Main'den naklen onun sika olduğu söyleniyor. Sonra el-Hâris bu hadisi yalnız başına rivâyet etmemiştir. Salih b. Keysan’ın sözünün de işaret ettiği ve-cihle onun tabileri de vardır. İmâm Dâre Kutnî merhum «Kitâbü’l-ilel» adlı eserinde bu hadisi n başka yollardan da rivâyet edildiğini, bunlardan birinin Ebû Vâkıd el-Leysî yolu olup İbn Mes'ud'dan, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den naklettiğini zikretmiştir. İbn Mes'ud (radıyallahü anh) 'in: «Benimle buluşuncaya kadar sabredin!» demesi münkeri inkârdan dolayı kan döküleceği yahud fitne baş göstereceği veya benzeri bir hadise meydana geleceği içindir. Bu hadis de bozgunculara karşı elle ve dille cihada teşvik buyurulması fitne çıkmasına sebeb olmayacak yerlere mahsustur. Şu da var ki, bu hadis geçmiş ümmetler hakkındadır. Onun lâfzında bu ümmetin zikri geçmemiştir. İmâm Nevevî bütün bu kavilleri zikrettikden sonra: « İmâm Ahmed merhumun bu hadise dokunması şaşılacak şeydir.» der. Hadisin sonundaki: ibaresini Harirî «Dürretü’l-Gavvas» nâm eserinde inkâr etmiş ve: denilmeyip denileceği iddiasında bulunmuşsa da Cevheri bunun denilebileceğini Sıhâh » ında beyân etmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İman
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · Bâbİman · İman
Hadis No180
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile