حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِي جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَسْكُتْ " .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû'l-Ahvas, Ebû Hasîn'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet eyledi. Ebû Hüreyre şöyle dedi; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Her kim Allah'a ve son güne îmân ediyorsa komşusuna eziyyet etmesin! Her kim Allah'a ve son güne îmân ediyorsa misafirine İkramda bulunsun! Her kim Allah'a ve son güne imân ediyorsa ya hayır söylesin ya sussun!» buyurdular. İbaresi Müslim 'in asıl nüshalarında böyle ise de Müslim 'den başkaları onu: şeklinde rivâyet etmişlerdir. Her iki rivâyet de şahindir. Yâ'nın hazfîyle kelime zâten «Eziyyet etmesin.» ma'nasına nehî olur. Ya'nın isbâtıyla ise: «Eziyyet etmez» ma'nasına haber olursa da maksad yine nehîdir; ve eziyet etmesin. » demekden daha beliğdir. Nitekim: «Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler...» âyet-i kerimesi ve emsali de böyledirler. Hadîsi Buhârî Edeb bahsinde Kuteybe'den tahric etmiştir. Onun rivâyeti «Eziyyet etmesin» şeklindedir. Ayni Hadîsi, İbn Mâce de «Fitneler» bahsinde Ebû Bekir İbn Ebî Şeybe' den rivâyet etmiştir. Ebû Bekir İbn Ebî Şeybe: «Ebû'l-Ahvas, Ebû Hasîn'den bu hadisden başka hadis rivâyet etmemiştir.» der. Eziyyet etmek günah olmakla beraber, insanı dinden çıkarmaz. Yalnız îmanın kemâlini giderir. Bu hadis lerde îmânın Allah ile son güne tahsis Duyurulması mebde' ile ma'âda işaret içindir. Yanı kendisini yaratan Allah'a ve kıyâmet gününde mükâfat veya mücâzat vereceğine inanan kimse komşusuna eziyyet etmesin demektir. Misafire ikram meselesinin, yerine göre değiştiğini hatta farz olduğunu bundan evvelki hadîsin şerhinde görmüştük. Kirmanı şöyle diyor: «Acaba hadisde neden bu üç şeyi zikretmiştir?» dersen, ben de derim ki: Bu söz cevâmiü'l-kelimdendir; bu üç şey de esaslardandır. Bunların üçüncüsü kavlî, birincisi ve ikincisi fi'lî olan esaslara işarettir. İkiden birincisi: kötülüklerden hâli kalmaya, İkincisi faziletlerle nefsi zînetleme-ye işarettir. Yani bir kimsede Allah'in emrini tâ'zîm sıfatı varsa o kimse mutlaka Allahü teâlâ'nın yarattıklarına karşı ya hayır söylemek veya şerre karşı susmak yahud fayda veren bir şeyi yapmak, zararlıyı terkederek şefkat sıfatiyle vasıflanacaktır.»
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com