Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · İman · 152← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, İman (no. 152)
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَانِ ‏"‏ ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bize Ubeydullah b. Said ile Abd b. Humeyd rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Ebû Amir el-akadi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Süleyman b. Bilâl , Abdullah b. îNınâr’dan, , o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hüreyre'den o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den naklen rivâyet eyledi. Fahr-ı Kâinat (sallallahü aleyhi ve sellem) : «İman, yetmiş küsur şu'bedir. Utanmak da imandan bir şu'bedir.» buyurmuşlar. Bu hadîsi Buhârî ile Müslim ittifakla tahriç ettikleri gibi Ebû Davûd, Tirmizî , Nesâî ve İbn Mâce dahi muhtelif râvilerden muhtelif lâfızlarla rivâyet etmişlerdir. Mezkûr rivâyetlerin bazılarında burada olduğu gibi: « «yetmiş küsur» denilmiş; bazılarında «Altmış küsüm diğer bazılarında râvi Süheyl tarafından şek edilerek: «yetmiş küsur yahud altmış küsur» ifadesi kullanılmıştır. İbn Salâh: «Bizim memleketteki Buhârİ nüshalarında altmıştan başka bir aded zikredilmemiştir.» demiştir. Tirmizî 'nin bir rivâyetinde «Altmış dört bab» kaydı vardır. Bu rivâyetlerin hangisi tercih edileceği ihtilaflıdır, Kâdi Iyâz yetmiş küsur rivâyetini tercih etmiş ve: «Doğrusu budur.» demiştir. İmâm Nevevî ile uleâmadan bir cemaat da bunu tercih etmişlerdir. Çünkü sika râvinin yaptığı ziyâde makbuldür. İbn Salâh'a göre ise az aded bildiren rivâyeti tercih etmek daha muvafıktır. Zira yüzde yüz malûm olan odur; ihtiyat da onu tercih etmektir. Bid'un kelimesi Kâdi Iyâz ’ın beyanına göre sayılarda bad'un, bid'atün ve bad'atün şekillerinde okunabilir. Et parçası ma'nasında kullanılırsa yalnız bad'atün okunur. Sayıda bid'atün kelimesi üç ile on arasındaki adetlerde kullanılır. Üçten dokuza kadar diyenler de vardır. İmâm Halil b. Ahmed'e göre bu kelimenin ma'nası yedi demektir. Bazıları; «İki İle on arası ve oniki ile yirmi arasıdır.» demişlerdir. Onbir ve oniki adetlerinde kullanılmaz en meşhur kavil budur. Üçten yediye ve beşten yediye kadar ma'nalarına geldiğini iddia edenler de vardır. Zeccâc, bu kelimenin aded parçası ma'nasına geldiğini söylemiştir. Daha başka kaviller de vardır. Neyyif: Birden üçe kadar olan adeddir. Şube: Bir şeyin parçası, fırka ve dal ma'nalanna gelir. Şu halde hadîsin ma'nası: «îman yetmiş küsur haslettir;» yahud: «İman yetmiş küsur daldır» demek oulr. Dal ma'nası verildiği takdirde iman dallı budaklı bir ağaca benzetilmiş olur. . Kâdi Iyâz şöyle diyor: Yukarıda gördük ki lügatte imanın aslı tasdik, şeriatte ise kalple dilin tasdikidir. Şeriatın zahiri olan, amellere de iman adı verilir. Nitekim burada da: «Mezkûr şu'belerin en makbulü: Allah'dan başka ilâh yoktur, demektir. Sonuncusu ise yoldan eziyet veren şeyleri gidermektir.» buyurulmaktadır. Yine yukarıda arzettik ki, imanın kemâli amellerle, tamamı ise tâatlerledir. Tâatleri benimseyerek bu şu'belere katmak tasdik cümlesinden olup tasdike delil sayılır. Bunlar ehl-i tasdikin ahlâkıdır. Binaenaleyh ne şer'i ne de lügâvî iman isminden hâriç değillerdir. İşte Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu şu'belerin, herkese aletta'yin lâzım olan en makbulünün tevhid olduğuna o sahih olmadıkça hiç bir şu'benin sahih olmayacağına; en aşağısının da müslümanlara zararı dokunması melhuz olan şeyleri onların yollarından gidermek olduğuna tenbih buyurmuşlardır. Bu iki tarafın arasında bir takım adedler kalıyor ki, bir müctehid bunları galebe-i zan ve sıkı bir tetebbu' île tahsile çalışsa imkân bulur. Geçmiş ulemâdan bazıları bunu yapmıştır. Yalnız Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in muradı bu olduğuna hüküm vermek ve bu hükmü kabul etmek güçtür. Sonra mezkûr şu'beleri ismiyle şanıyla bilmek lâzım değildir. Bunları bilmemek imana zarar vermez. Çünkü imanın usûl ve füru'u ma'lûm ve muhakkaktır. İmanın bu kadar şu'besi olduğuna inanmak bilcümle vaciptir. Hattâbi de buna benzer şeyler söylemiştir. îmanın şu'belerini tayin hususunda bir çok ulema kitap te'lif etmişlerdir. Şâfiilerden Ebû Abdillâh el-Huleymi'nin «el-Minhâc» Ebû Bekir Beyhakî ile Abdülcelil'in «Şuabü’l-iman» ismindeki eserleri, İshâk İbni-Kurtubi'nin «Kitâbu'n-Nasâih»i, Ebû Hâ tim'in «Vasfu'l-imâni ve Şuabuh» adlı kitabı bunlardandır. Buhârî sarihi Bedrüddin Aynî bunların içinde sadra şifa veren göremediğini söyledikten sonra iman şu'belerini yeniden şöyle hulâsa etmiştir: İmanın aslı kalple tasdik, dille ikrardır. Lâkin iman-ı kâmil kalple tasdik, dille ikrar ve âza ile amelin mecmuudur. Yani iman üç kısımdır: Birinci kısım: i'tikadiyata aid'dir: ve otuz şu'bedir:
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İman
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · Bâbİman · İman
Hadis No152
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile