وَحَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، - يَعْنِيَانِ الْفَزَارِيَّ - عَنْ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَكَفَرَ بِمَا يُعْبَدُ مِنْ دُونِ اللَّهِ حَرُمَ مَالُهُ وَدَمُهُ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ " .
Asıl metin · Müslim · İman · 130
Bize Süveyd b. Said ile İbn Ebî Ömer rivâyet ettiler. El-Fezârî'yi kasdederek dediler ki: Bize Mervân (119) , Ebû Mâlik'den, o da babasından naklen rivâyet etti. Babası Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i: «Her kim Allah'dan başka ilâh yoktur der de Allah'dan başka tapılan şeylere küfrederse onun malı ve canı(na dokunmak) haramdır. (Bâtınî) hesabı ise Allah'a kalmıştır.» buyururken işittim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) insanların kalblerinde neler gizlediklerini Öğrenmeğe me'mur değildir. Zaten bu bir sır olduğu için onu Allah'dan başka bilecek yoktur. Bundan dolayı hadîsin bütün rivâyetlerinde Allah ve Resûlün'e şehâdet, bazılarında namaz kılmak, zekât vermek ve Allah tarafından getirdiği her şeyi dil ile ikrar etmek istenilmiştir. Çünkü zahirde bir kimsenin müslüman olduğuna delâlet eden şeyler bunlardır. Bunları yapana mü'min denilir. Gönülden geçen veya kalpte gizlenen sırlardan dolayı hesaba çekmek ise yalnız Allah'a aiddir. Ulemamız bu babta: «Biz İnsanların dışına göre hüküm veririz; içine göre hüküm vermek ise Allah'a mahsustur» demişlerdir.