حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ طَلْحَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أَيُّوبَ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، عَرَضَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي سَفَرٍ . فَأَخَذَ بِخِطَامِ نَاقَتِهِ أَوْ بِزِمَامِهَا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ - أَوْ يَا مُحَمَّدُ - أَخْبِرْنِي بِمَا يُقَرِّبُنِي مِنَ الْجَنَّةِ وَمَا يُبَاعِدُنِي مِنَ النَّارِ . قَالَ فَكَفَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ نَظَرَ فِي أَصْحَابِهِ ثُمَّ قَالَ " لَقَدْ وُفِّقَ - أَوْ لَقَدْ هُدِيَ - قَالَ كَيْفَ قُلْتَ " . قَالَ فَأَعَادَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَعْبُدُ اللَّهَ لاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ وَتَصِلُ الرَّحِمَ دَعِ النَّاقَةَ " .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Amru'bnü Osman rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Mûsâ b. Talha rivâyet etti. Dedi ki: Bana Ebû Eyyûb rivâyet etti ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir seferde iken önüne bir a'râbî çıkarak devesinin yedeğini yahud yularım tutmuş. Sonra: «Ya Resûlüllah : Yahut Ya Muhammed! Beni cennete yaklaştıracak ve Cehennemden uzaklaştıracak şeyi bana haber ver!» demiş. Ebû Eyyûb diyor ki: Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) sükût buyurdu. Sonra ashabı arasında göz gezdirdi ve: — Yemin olsun tevfika mazhar oldu; yahud: — Yemin olsun hidâyete erdirildi, buyurdu. Ebû Eyyûb diyor ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) o zata: «Nasıl demiştin?» diye sordu. O da sorduğu şeyi tekrar etti. Müteakiben Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Allah'a ibâdet eder; ona hiç bir şey şerik koşmazsın. Namazı dosdoğru kılar; zekâtı verirsin. Sıla-i rahîmi de yaparsın. Deveyi bırak.» buyurdu."
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com