حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى اللَّيْثِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَامَ خَطِيبًا فَكَانَ فِيمَا قَالَ " إِنَّ الدُّنْيَا خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ وَإِنَّ اللَّهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا فَنَاظِرٌ كَيْفَ تَعْمَلُونَ أَلاَ فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَاتَّقُوا النِّسَاءَ " .
Türkçe Çeviri
“... Ebû Said (-i Hudri) (radıyallahü anh) ’den rivâyet edildiğine göre: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ayağa kalkarak (halka) bir hitabede bulundu. Hutbesinde buyurduğu sözlerden biride şu idi : (Şüphesiz, dünya (malı ve nimetleri) yeşil ve tatlı (meyve gibi çabukca çürümeye, gitmeye mahkum veya güzelliğiyle cazib)dir. Ve Allah sizleri dünyada eski ümmetlere şüphesiz halife kıldı da nasıl amel edeceğinize bakar. Dikkat ediniz de dünya (ya dalmak)dan sakınınız ve kadınlar (ın fitnesin)den korununuz.) "
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com