حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ قَسَمْتُ الصَّلاَةَ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي شَطْرَيْنِ فَنِصْفُهَا لِي وَنِصْفُهَا لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اقْرَءُوا يَقُولُ الْعَبْدُ {الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ} فَيَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ حَمِدَنِي عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ . فَيَقُولُ {الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ} فَيَقُولُ أَثْنَى عَلَىَّ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ . يَقُولُ {مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ } فَيَقُولُ اللَّهُ مَجَّدَنِي عَبْدِي فَهَذَا لِي وَهَذِهِ الآيَةُ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي نِصْفَيْنِ يَقُولُ الْعَبْدُ {إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ} يَعْنِي فَهَذِهِ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ وَآخِرُ السُّورَةِ لِعَبْدِي يَقُولُ الْعَبْدُ {اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ * صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ} فَهَذَا لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " .
Türkçe Çeviri
“... Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) 'den rivâyet edildiğine göre; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den şu buyruğu işittim, demiştir: (Allah (Azze ve Celle) buyurdu ki: Ben salâtı (yani Fatiha sûresini) kendim ile kulum arasında ikiye taksim ettim ve kuluma istediğini veririm. ) Ebû Hüreyre demiştir ki: Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ((Fatiha'yı) okuyunuz: Kul; . . . . . . . "Hamd, âlemlerin Rabb'ı olan Allah'a mahsustur" der. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) : Kulum bana hamdetti ve kuluma istediğini veririm, buyurur. Sonra kul: = "Rahman ve Rahim olan (Allah)" der. Bunun üzerine Allah: Kulum bana sena etti, kuluma dilediğini veririm, buyurur. Kul (bundan sonra) . . . . . . Din-hesâb, ceza gününün mâliki olan (Allah), der. Bunun üzerine Allah: Kulum beni ta'zim etti. İşte bu (yani Fatihanın buraya kadar olan kısmı) baha (hamd, sena ve ta'zim etmeye) aittir. Şu âyetin de yarısı bana, yarısı kulumadır: Kulum Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz, der. Yani işte bu, benim ve kulum arasındadır. Kuluma dilediğini veririm. Fatiha sûresinin sonu (yani bundan sonraki kısmı) da kuluma (âit dilekleri) dır. Kul: (Bizi dosdoğru yola, gazabına uğramış olan (yahûdîler) den ve dalalete düşen (Hıristiyanlar) dan başka olup, nimetlendirdiğin ( peygamber ler, sıddikler, şehîdler ve sâlih) kulların yoluna hidâyet eyle (yani İslâm dini üzerinde sabit kıl) , der. İşte bu âyetler (deki dilek) kuluma (ait)dir ve kuluma dilediğini veririm. "
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com