حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ الدَّيْلَمِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَتِ الْيَهُودُ تَعَاطَسُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رَجَاءَ أَنْ يَقُولَ لَهَا يَرْحَمُكُمُ اللَّهُ فَكَانَ يَقُولُ " يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ " .
Türkçe Çeviri
(Ebû Bürde'nin) babasından şöyle de (diği rivâyet edil) miştir: Yahudiler kendilerine " yerhamükellah (Allah size merhamet etsin) " diye dua etmesi ümidiyle Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in yanında aksırırlardı da (Hazret-i Peygamber onlara) : " Allah size hidâyet versin ve kalbinizi ıslah etsin" diye karşılık verirdi. Bab başlığında " gayr-i müslim vatandaş" diye mana verdiğimiz lafzın karşılığı olarak îslâmî ıstılahta; " zimnî" terimi kullanılır. Kısaca İslâm Devletinde, kendisi için öngörülen hukukî çerçeve içerisinde yaşamayı kabul eden başka dine mensup kişiler demektir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com