حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَوْفٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَزْوَةِ تَبُوكَ أَوْ خَيْبَرَ وَفِي سَهْوَتِهَا سِتْرٌ فَهَبَّتْ رِيحٌ فَكَشَفَتْ نَاحِيَةَ السِّتْرِ عَنْ بَنَاتٍ لِعَائِشَةَ لُعَبٍ فَقَالَ " مَا هَذَا يَا عَائِشَةُ " . قَالَتْ بَنَاتِي . وَرَأَى بَيْنَهُنَّ فَرَسًا لَهُ جَنَاحَانِ مِنْ رِقَاعٍ فَقَالَ " مَا هَذَا الَّذِي أَرَى وَسْطَهُنَّ " . قَالَتْ فَرَسٌ . قَالَ " وَمَا هَذَا الَّذِي عَلَيْهِ " . قَالَتْ جَنَاحَانِ . قَالَ " فَرَسٌ لَهُ جَنَاحَانِ " . قَالَتْ أَمَا سَمِعْتَ أَنَّ لِسُلَيْمَانَ خَيْلاً لَهَا أَجْنِحَةٌ قَالَتْ فَضَحِكَ حَتَّى رَأَيْتُ نَوَاجِذَهُ .
Türkçe Çeviri
Hazret-i Âişe 'den dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Tebük ya da Hayber savaşından gelmişti. (Âişe'nin) sofasın (ın önünde) de bir perde vardı. (Tam o sırada) rüzgar esip Âişe 'ye ait oyuncak bebeklerin üzerin)den (sözü geçen) perdenin bir ucunu açıverdi. Bunun üzerine (Hazret-i Peygamber :) " Bu (nlar) da ne ey Âişe ?" dedi. (Hazret-i Âişe de:) Bunlar oyuncaklarım, cevabını verdi. (O sırada Hazret-i Peygamber ) bebekleri arasına bir de çaputtan (yapılmış) kanatlı bir at gördü ve: " Bebekler arasında gördüğüm bu (oyuncak) da nedir?" dedi, Hazret-i Âişe : Attır, cevabım verdi. (Bunun üzerine) Hazret-i Peygamber : " (Peki) bunun üzerindeki (ler) nedir?" dedi, (Hazret-i Âişe de) : Kanatlarıdır, karşılığını verdi. (Hazret-i Peygamber ) : " Atın kanatları olur mu?" dedi, (Hazret-i Âişe:) Sen Hazret-i Süleyman'ın kanatlı atları olduğunu duymadın mı? cevabını verdi. (Hazret-i Âişe rivâyetine devam ederek) dedi ki: Bunun üzerine (Hazret-i Peygamber öyle bir) güldü (ki) azı dişlerini ble gördüm.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com