حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرٍ، حَدَّثَهُمْ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَقِيلِ بْنِ طَلْحَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْخَصِيبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ لَهُ رَجُلٌ مِنْ مَجْلِسِهِ فَذَهَبَ لِيَجْلِسَ فِيهِ فَنَهَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَبُو الْخَصِيبِ اسْمُهُ زِيَادُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ .
Türkçe Çeviri
İbn Ömer (radıyallahü anh) 'den demiştir ki: Bir adam, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in huzuruna gelmişti, (orada bulunan) Başka bir adam da ona (yer vermek üzere) yerinden kalktı. Bunun üzerine (adam kendisine verilmek istenen) bu yere oturmak üzere (oraya doğru) yürüdü. (Fakat) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) , hemen onu (oraya oturmaktan) nehyetti. Ahmed b. Hanbel Ebû Dâvûd der ki: (Bu hadisi Hazret-i İbn Ömer'den rivâyet eden) Ebü'l- Hasib'in adı Ziyad İbn Ahdurrahman dır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com