حَدَّثَنَا النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي ثَوْبٍ دُونٍ فَقَالَ " أَلَكَ مَالٌ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " مِنْ أَىِّ الْمَالِ " . قَالَ قَدْ أَتَانِيَ اللَّهُ مِنَ الإِبِلِ وَالْغَنَمِ وَالْخَيْلِ وَالرَّقِيقِ . قَالَ " فَإِذَا أَتَاكَ اللَّهُ مَالاً فَلْيُرَ أَثَرُ نِعْمَةِ اللَّهِ عَلَيْكَ وَكَرَامَتِهِ " .
Türkçe Çeviri
Ebû 'l- Ahvas'ın babası Mâlik b. Nadle'den rivâyet olunmuştur; dedi ki: Eski bir elbise ile Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e varmıştım. (Bana) : " Senin (zekat verecek kadar) malın mülkün var mı?" diye sordu. " Evet" cevabını verdi (m) . " Hangi (cins) maldır?" diye sordu. Allah bana deve, koyun, at ve köle verdi, diye cevap verdi (m) . Allah sana bir mal verdiği zaman Allah'ın nimetinin ve ikramının iz (ler) i senin üzen ide görülsün" buyurdu.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com