حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبَانَ بْنِ صَالِحٍ الْقُرَشِيِّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي الْعَنْقَزِيَّ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُدَيْلٍ، بِإِسْنَادِهِ نَحْوَهُ قَالَ فَبَيْنَمَا هُوَ مُعْتَكِفٌ إِذْ كَبَّرَ النَّاسُ فَقَالَ مَا هَذَا يَا عَبْدَ اللَّهِ قَالَ سَبْىُ هَوَازِنَ أَعْتَقَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَتِلْكَ الْجَارِيَةُ . فَأَرْسَلَهَا مَعَهُمْ .
Bu kayıttaki metin
Abdullah b. Ömer b. Muhammed b. Ebân b. Salih el-Kuraşî Amr b. Muhammed, (yani el-Ankariy) ’den; o da Abdullah b. Büdeyl'den aynı isnad ile önceki hadisin benzerini rivâyet etmişlerdir. İbn Ömer (bu rivâyette ayrıca) şöyle der: O (Ömer) i'tikâfta iken insanlar tekbir getirmeye başladılar, bunun üzerine Ömer (radıyallahü anh) : Bu nedir, ya Abdellâh? dedi. Abdullah; Hevazin kabilesinin esirleri. Onları Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) âzad etti de, dedi. Ömer (radıyallahü anh) ; Şu câriye varya onlarla birlikte onu da gönder, dedi. Bu haber önceki hadisin farklı bir rivâyetidir. Ondan fazla olarak Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in Hevâzin esirlerini salıverdiği ve Hazret-i Ömer 'in bunu i'tikâfta iken öğrenince oğluna yanındaki cariyesini de serbest bırakmasını söylediği yer almaktadır. Çünkü Hazret-i Ömer 'in yanındaki cariye de Hevâzin kabilesinin esirlerinden idi. Bu rivâyette ahkâma esas teşkil edecek farklı bir şey mevcut değildir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com