حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ سَمِعْتُ عَلْقَمَةَ، يَقُولُ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ فَقَالَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ إِنَّ اللَّهَ يُمْسِكُ السَّمَوَاتِ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالأَرَضِينَ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالشَّجَرَ وَالثَّرَى عَلَى إِصْبَعٍ، وَالْخَلاَئِقَ عَلَى إِصْبَعٍ، ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ أَنَا الْمَلِكُ. فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ ثُمَّ قَرَأَ {وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ}
Türkçe Çeviri
Abdullah ibnu Mes'ûd (radıyallahü anh) şöyle dedi: Kitâb ehlinden bir adam Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e geldi ve: — Yâ Ebâ'l-Kaasım! Şübhesiz Allah gökleri bir parmağında, yer tabakalarını bir parmağında, bütün ağaçlan bir parmağında, suları ve toprakları bir parmağında, öbür mahlûkları da (beşinci) parmağında tutar, sonra: Melik ancak benim, Melik ancak benim! buyurur, dedi. (İbn Mes'ûd dedi ki:) Bu söz üzerine ben Peygamber 'i gördüm ki, O son dişleri görülünceye kadar güldü, sonra: "Allah’ın kadrini, O'na lâyık olacak bir surette hakkıyle takdir etmediler...” (ez-Zümer: 67, El-Enâm: 91) âyetini okudu.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com