Sahîh-i BuhârîSahîh (sağlam)Sahîh-i Buhârî, Tefsir (no. 4708)
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ يَزِيدَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ وَالْكَهْفِ وَمَرْيَمَ إِنَّهُنَّ مِنَ الْعِتَاقِ الأُوَلِ، وَهُنَّ مِنْ تِلاَدِي. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ {فَسَيُنْغِضُونَ} يَهُزُّونَ. وَقَالَ غَيْرُهُ نَغَضَتْ سِنُّكَ أَىْ تَحَرَّكَتْ.
Türkçe Çeviri
Bize Âdem tahdîs etti. Bize Şu'be tahdîs etti ki, Ebû İshâk şöyle demiştir: Ben Abdurrahmân ibn Yezîd'den işittim, o şöyle dedi: Ben İbn Mes'ûd (radıyallahü anh) 'dan işittim; o, Benû İsrâîl (yânı el-İsrâ) , el-Kehf, Meryem Sûreleri hakkında: Muhakkak ki, bu sûreler ilk atiklerdendirler, bunlar ilk kazanılanlardan ve ezber edilenlerdendirler, dedi İbn Abbâs: "O hâlde sizi kim (dirilterek) geri çevirebilir? diyecekler. Sen de: Sizi ilk defa yaratmış olan (kudret sahibi diriltecektir) de. O vakit sana başlarını sallayacaklar da: Ne vakit O? diyecekler. Sen: Yakın olması muhtemeldir, de” (Âyet: 51) ; Buradaki "Fe-seyungidune ileyke ruûsehum", "Sana başlarını sallayacaklar" manâsınadır, dedi. İbn Abbâs'tan başkası da şöyle dedi: (Üç harfli fiilden) "Nağadat sınnuke", "Dişin yerinden hareket etti" ma'nâsınadır. 2. Bâb "Ve kadayna ilâ Benî İsrâîle" (Âyet: 4) , "Biz İsrâîl oğulları'na, kendilerinin Arz'da muhakkak fesâd çıkaracaklarını haber verdik" ma'nâsınadır. "el-Kadâ" lafzı birçok ma'nâlara gelir: "Kadâ Rabbüke" (Âyet: 33) , "Rabb'in emretti" demektir. "Hükmetmek" ma'nâsı da bu lafızdandır: "Şübhesiz senin Rabb'in onların arasında hüküm verecektir" (Yûnus: 93, en-Nemi: 78, el-Casiye: 16) ; "Yaratmak" ma'nâsı da bu lâfızdandır: "Bu suretle Allah onları yedi gök olmak üzere yarattı" (Fussüet: 12) . "Nefîren" (Âyet: 6) , kişinin beraberinde giden kimselerdir ki, cem'iyeti ve topluluğu demektir. "Ve liyutebbirû mâ alev tetbîran" (Âyet: 7) , "Galebe ve isti'lâ ettiklerini helak ettikçe etsinler diye (üstünüze düşmanlar saldırdık) " “Biz cehennemi kâfirlere bir hapishane yaptık" (Âyet:8) , yani hiç çıkamayacakları bir hapis yeri, bir alıkoyma yeri yaptık. "Artık o memlekete karşı söz hakk olmuştur" (Âyet: 16) , yani geçmiş olan o azâb sözü vâcib olmuştur; "O hâlde kendilerine yumuşak bir söz söyle" (Âyet: 28) ; buradaki " Meysûren ", "Leyyinen", yani "Yumuşak" ma'nâsınadır. "Çocuklarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Hakikat onları öldürmek büyük bir suçtur" (Âyet: 31) ; buradaki "Hıt’en" "Günâh ve suç" ma'nâsınadır. "Hatı'tu-Ben günâh işledim" ta'bîrinden alınmış bir isimdir; "el-Hatau", fetha ile harekelenmiştir. "Günâh işlemek" ma'nâsına olan fiilin masdarıdır. "Hatı'tu", "Ahta'tu", yani "Günâh işledim, yanıldım" ma'nâsınadır. "Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme. Çünkü sen (ne kadar bassan) cidden Arz'ı yaramazsın, boyca da dağlara eremezsin" (Âyet: 37) , buradaki " Tahrıka ", "Kesemezsin" ma'nâsınadır. "İz hum necva" (Âyet: 47) , "Onlar gizli gizli konuşurlarken"; buradaki " en-Necvâ" lafzı, "Gizli konuştum" ma'nâsına olan "Nâceytu" fiilinden bir masdardır. Allah onları bu masdar ile vasıfladı, ma'nâsı: "Onlar gizli gizli konuşurlarken" demektir. "Rufâten " (Âye. 49) : "Kırıntı, döküntü"; "İstefziz", "Korkudan hoplat, rahatsız et, onları hafifletip zorla; "Bi-haylike", "Süvarilerinle"; "er-Raclu ve'r-Reccâletu", "Yayalar, piyadeler" ma'nâsına cemi'dir. Bunların tekili "Râcilun"dur. "Sâhibun"un cem'i "Sahbun", " Tâcirun "un cem'i "Tecrun" olduğu gibi (Âyet: 64) “ Hâsiben ” (Âyet:68) , "Çakıllı bir fırtına, şiddetli bir rüzgâr", "el-Âsıb", bir de rüzgârın atıp fırlattığı şeyler ma'nâsına gelir; "Hasabu cehenneme = Cehennemin içine atılan şeyler" (el-Enbiyâ: 98) ta'bîri bu ma'nâdandır, onun içinde atılan şey (yani içine atılan kavimler) , onun hasabıdır. "Hasaba fi’l-Ard" denilir ki, bu da "Arz'ın içine gitti" demektir. "el Hasbâ"dan türemiştir. "Târeten uhrâ", "Diğer bir defa" ma'nâsınadır. Bu "Târe" lâfzı masdardır. "Târe" lafzının cem'i "Tıyeratun" ve "Târâtun"dur "Le-ahtenikenne zurriyetehu illâ kalîlen —And olsun onun zürriyetini, birazı müstesna olmak üzere, muhakkak kendime bend ederim", onları azdırma ve saptırma ile köklerini kazır, helak ederim demektir. "Fulân kimse Fulân'ın yanında bulunan ilmi kendine bend etti" denilir ki, o "İlmin hepsini kendinde topladı" demektir. "Her insanın amelini kendi boynuna doladık" (Âyet: 13) , buradaki " Tâirehu ” "Dünyâdan olan nasibi, payı" ma'nâsınadır. İbn Abbâs da şöyle demiştir: Kur'ân'daki her "Sultân", "Hüccet" ma'nâsınadır (Âyet: 33, 80) . "Evlâd edinmeyen, mülkünde hiçbir ortağı olmayan, zull ve aczden dolayı hiçbir yardımcıya ihtiyâcı bulunmayan Allah'a hamd olsun de, O'nu büyük bil, büyüklükle an” (Âyet: 111) ; buradaki "Veliyyun mine'z-zulli", "Zelîllik ve acizlikten dolayı hiçbir velîsi olmayan, yani hiçbir kimseyi velî ve dost edinmeyen" demektir. 3. Bâb "Kulunu Bir Gece Mescidi Haram'dan Mescidi Aksâ'ya... Götüren (Allah, Her Türlü Eksikliklerden) Münezzehtir” (Âyet: 1) Kavli Bâbı
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Buhârî
Kitap · BâbTefsir · Tefsir
Hadis No4708
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Buhârî'nin Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.