حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، قَالَ مَرَرْتُ عَلَى أَبِي ذَرٍّ بِالرَّبَذَةِ فَقُلْتُ مَا أَنْزَلَكَ بِهَذِهِ الأَرْضِ قَالَ كُنَّا بِالشَّأْمِ فَقَرَأْتُ {وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ} قَالَ مُعَاوِيَةُ مَا هَذِهِ فِينَا، مَا هَذِهِ إِلاَّ فِي أَهْلِ الْكِتَابِ. قَالَ قُلْتُ إِنَّهَا لَفِينَا وَفِيهِمْ.
Türkçe Çeviri
Zeyd ibn Vehb şöyle demiştir: Ben bir ara Rebeze'ye, yani Ebû Zerr el-Gıfârî'nin yanına uğradım ve ona: — Seni bu yere indiren sebeb nedir? diye sordum. O şöyle dedi: — Biz Şam'da bulunuyorduk. Orada "Altını ve gümüşü yığıp biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar; işte bunlara pek acıklı bir azâbı muştula" âyetini okur (ve bunun kitâb ehli ile müslümânlar hakkında indiğini) anlatırdım. Muâviye ise: — Bu âyet bizim hakkımızda değil, bu âyet ancak kitâb ehli hakkında inmiştir, dedi. Ebû Zerr dedi ki: Ben de Muâviye'ye: — Bu âyet muhakkak hem bizim, hem de onlar hakkındadır, dedim. 7. Bâb Azîz Ve Celîl Olan Allah'ın Şu Kavli Bâbı: "O gün bunlar, üzerlerine yakılacak cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak. İşte bu; nefisleriniz için toplayıp sakladıklarınız! Artık saklayıp istifçilik ettiğiniz bu nesneleri tadın! (denilecek) " (Âyet: 35) .
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com