حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ " لاَ أَحَدَ أَغْيَرُ مِنَ اللَّهِ، وَلِذَلِكَ حَرَّمَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ، وَلاَ شَىْءَ أَحَبُّ إِلَيْهِ الْمَدْحُ مِنَ اللَّهِ، لِذَلِكَ مَدَحَ نَفْسَهُ ". قُلْتُ سَمِعْتَهُ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ نَعَمْ. قُلْتُ وَرَفَعَهُ قَالَ نَعَمْ.
Türkçe Çeviri
Bize Şu'be, Amr ibn Murre'den; o da Ebû Vâil'den tahdîs etti ki, Abdullah ibnu Mes'ûd (radıyallahü anh) şöyle demiştir: “Mü'minleri Allah'tan ziyâde kötülüklerden koruyan bir kimse yoktur. Mü'minlerin en büyük koruyucusu olduğu için Allah açık, gizli bütün kötülükleri, çirkin işleri haram kılmıştır. Bir de Allah'tan ziyâde medhedilip övülmeyi seven kimse de yoktur. İşte bunun için Allah kendisini (Kur'ân'da birçok güzel sıfatlarla) medhetmiştir”. Râvî Amr ibn Murre dedi ki: Ben Ebû Vâil'e: — Sen bu hadîsi Abdullah ibn Mes'ûd'dan işittin mi? diye sordum. Ebû Vâil: —Evet, ben bunu Abdullah'tan işittim, dedi. Ben yine ona: — Abdullah ibn Mes'ûd bu hadîsi Peygamber 'e yükseltti mi? dedim. O: — Evet, yükseltti, dedi 8. Bâb "Vekîl", "Hafız, muhafaza edici ve etrafını çepçevre kuşatıcıdır. "Kubulen", "Kabîl"in cem'idir, ma'nâsı birçok azâb nevi'leridir ki, o azâblardan herbir nev'i bir "Kabil", bir sınıftır. "Zuhrufe'l-kavli” (Bâtıl söz) : Bâtıl olduğu hâlde güzelleştirdiğin ve süslediğin herşeydir. İşte bu süslenmiş bâtıl bir "Zuhruf"tur. " Harsun ” ( Ekin, mahsûl) ": " Hıcrun " yani "Haram" demektir. Men' edilmiş herşey bir hıcr ve mahcurdur. " el-Hıcru ", "Bina ettiğin her binâ"dır. Beygirlerden dişiye de "Hıcr" denilir; akl'a da "Hıcr" ve "Hıcen" denir. "el-Hıcr" ismine gelince, o, Semûd kavminin yeridir. Yerden etrafını duvarla çevirdiğin şey de bir "Hıcr"dır. İşte bu ma'nâdan dolayı Ka'be'nin Hatîm'ine "Hıcr" ismi verildi. Sanki bu, "Maktûl'den "Katil" gelmesi gibi, "Mahtûm"dan türemiştir. Yemâme'nin Hacr'ı ise, o bir menzildir. 9. Bâb Yüce Allah'ın: "Muhakkak Allah bunu haram etti diye bildiğini söyleyecek şâhidlerinizi getirin! de..." (Âyet: 150) . Hicaz ahâlîsinin lügati, tekil için de, iki kişi için de, cem’î için de "Helumme"dir 10. Bâb “Daha evvelden îmân etmiş olmayan hiçbir kimseye (o günkü) îmânı fayda vermeyecek” (Âyet: 158)
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com