حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ الأَحْوَلُ، أَنَّ مُجَاهِدًا، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَأَلَ ابْنَ عَبَّاسٍ أَفِي " ص " سَجْدَةٌ فَقَالَ نَعَمْ. ثُمَّ تَلاَ {وَوَهَبْنَا} إِلَى قَوْلِهِ {فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ} ثُمَّ قَالَ هُوَ مِنْهُمْ. زَادَ يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ وَمُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ وَسَهْلُ بْنُ يُوسُفَ عَنِ الْعَوَّامِ عَنْ مُجَاهِدٍ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ نَبِيُّكُمْ صلى الله عليه وسلم مِمَّنْ أُمِرَ أَنْ يَقْتَدِيَ بِهِمْ.
Türkçe Çeviri
Bize Hişâm ibn Yûsuf es-San'ânî haber verdi ki, onlara da İbn Cufeyc haber verip şöyle demiştir: Bana Süleyman el-Ahvel haber verdi. Ona da Mucâhid haber vermiştir: Mucâhid, İbn Abbâs'a: — Sâd Sûresi'nde secde var mıdır? diye sormuş. O da: — Evet, vardır, dedikten sonra, şu "Biz ona (yani İbrahim'e) Ishâk ile Ya'kûb'a ihsan ettik ve herbirini hidâyete erdirdik..." kavlinden “0 hâlde sen de onların gittiği doğru yolu tutup ona uy'' âyetine kadar okudu ve: — O da (yani Dâvûd da) burada zikredilen peygamber lerdendir, dedi. Yezîd ibnu Hârûn, Muhammed ibn Ubeyd, Sehl ibnu Yûsuf, el-Avvâm ibn Havşeb'den; o da Mucâhid'den şunu ziyâde etmişlerdir: Mucâhid: Ben İbn Abbâs'a bunu sordum da o: — Peygamber iniz de buradakilere uyması emrolunan kimselerdendir, dedi 6. Bâb Yüce Allah'ın Şu Kavli: "Biz Yahudiler'e bütün tırnaklı hayvanları haram ettik. Sığır ve koyunun iç yağlarını da üzerlerine haram kıldık. Bunların sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan yahut kemiğe karışan (yağlar bu hükümden) müstesnadır. Bu haram kılmayı onlara zulümlerinden dolayı ceza olarak yaptık. Biz elbette doğru söyleyicileriz" (Âyet: 146) İbn Abbâs: "Her tırnaklı", deve ve devekuşu (ve benzerleri) ; "el-Havâyâ", "Bağırsaklardır, demiştir. İbn Abbâs'tan başkası da: "Hâdû", "Yahûdî oldular" demektir. Amma Yüce Allah'ın " Hudnâ " (el-A'râf: 156) kavline gelince, o "Tevbe ettik" demektir, "Hâid” "Tâib", yânı "Tevbe edici"dir, dedi.”
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com