حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، حَدَّثَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الْجُوَيْرِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ قَوْمٌ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتِهْزَاءً، فَيَقُولُ الرَّجُلُ مَنْ أَبِي وَيَقُولُ الرَّجُلُ تَضِلُّ نَاقَتُهُ أَيْنَ نَاقَتِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِيهِمْ هَذِهِ الآيَةَ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ} حَتَّى فَرَغَ مِنَ الآيَةِ كُلِّهَا.
Türkçe Çeviri
İbn Abbâs şöyle demiştir: Bir topluluk Rasûlüllah 'a saygısızca ehemmiyetsiz şeyler sorarlardı. Bir kimse: — Bâbam kimdir? der, diğer biri de devesini kaybettiğini söyleyip: — Devem nerede? der idi. Bunun üzerine Allah o kimseler hakkında şu âyeti indirdi: "Ey îmân edenler, açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur 'ân indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah onlan affetmiştir. Allah çok mağfiret edicidir, cezada da aceleci değildir" (Âyet- 101) 13. Bâb Şu Kelâmın Tefsiri) Bâbı: "Allah ne Bahira’dan, ne Sâibe'den, ne Vasile’den, ne de Hâm'dan hiçbirini meşru' kılmamıştır... " (Âyet: 103) “Ve iz kaale’llahu (Allah dedi) ", "Allah der" ma'nâsınadır. "İz kaale'llâhu" kelâmı da "Kaalellâhu" demektir. Buradaki "İz" sıladır, yani fazladan gelmiştir. "el-Mâide", faile vezninde ise de, bunun aslı mefüle veznidir ki, "Mâide", "Menyûde ( Hazırlanmış sofra) " ma'nâsınadır. "lyşetin râdiyetin " ve "Tutlîkatin bâinetin" ta'bîrlerinde olduğu gibi. (Lügat yönünden) ma'nâsı: Onu hayırdan, yani yiyecek olarak sahibi hazırladı, demektir. (İştikaak yönünden de) "Madenî yemîdunî" denilir ki: "Benim için yiyecek kazandı, hazırladı" demektir. Ve İbn Abbâs: "Seni vefat ettireceğim", "Seni öldüreceğim" ma'nâsınadır, demiştir '"
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com